Çin Teknoloji İşçilerinin Mücadeleleri

Fuat Yücel Filizler
666 Görüntüleme
45 Dk Okuma Süresi

Çin’de devlet güdümlü sendika dışında bağımsız sendikaların fiilen yasak, grev ve gösteri haklarının ise yok hükmünde olması, teknoloji işçilerinin mücadele talepleri ve tepkilerinin daha ziyade “sosyal medya hareketleri” biçiminde gerçekleşmesine yol açıyor. Gerçi Çin’de özellikle fabrika işçileri ve iç göçmen işçiler açısından fiili kitlesel eylem ve grevler az rastlanır bir şey değil, ama teknoloji işçilerinin kolektif örgütlenme yeteneğinin daha zayıf olması ve ofis/teknoloji sektörlerinde aşırı rekabetçi bir çalışma kültürüne koşullandırılma, teknoloji sektöründe derinleşme eğilimi gösteren sınıf savaşımlarının ilk raundlarının sosyal medya platformlarında yaşanmasına yol açıyor.

996-Yoğun Bakım

Teknoloji işçilerinin ilk kitlesel infiali, özel sektörde ve ofislerde, başını Ali Baba, Tencent, JD.com, Baidu gibi teknoloji devlerinin çektiği biçimde, 2019’da haftada 72 saat çalışma dayatmasına karşı yaşandı. Uzun saatler çalışma, Çin kapitalizminde zaten rejimin sosyalizme en aykırı normlarından biriydi. Öyleki normal çalışma saatlerinin üzerinde çalışmayan işçilerin, idari ve sosyal olarak “tembel” diye yaftalanması az görülen bir şey değildi. Çinli özel teknoloji tekelleri (çoğu fazla mesai ücreti de olmadan) haftada 72’i saati fiilen kurumlaştırmayı dayatırken, yazılım geliştirme gibi teknoloji işlerinde ücretlerin Çin’deki ortalama ücretlerin üzerinde olmasının  işçileri buna katlanmaya sevkedeceğini düşünüyorlar ve yüksek ücretleri işçilerin burnundan böyle getirmeyi planlıyorlardı. Asgari ücretin Türkiye’dekinden düşük olduğu Çin’de çekirdek teknoloji çalışanlarının ücretleri (yeni başlayanlar için 70 bin dolara yakın, deneyimli, alanında uzmanlar için bunun iki katı) Amerika’daki teknoloji sektöründekine yakındı. 2010’lu yıllarda bir deneyimli yazılım mühendisi iş değiştirmek istediğinde, en az 10-20 başka teknoloji şirketinden yüzde 50 ile yüzde 100 arası ücret artışlı ve bir dizi başka ayrıcalık bonuslu teklif alırdı. Nakit zengini teknoloji şirketleri çekirdek teknoloji elemanlarının yüksek ücretlerini fazla sorun etmezler, deneyimli ve yaratıcı işgücünü ellerinde tutmayı/toplamayı tekelleşmenin ve yeni alanlara yayılmanın olanağı olarak görürlerdi. Teknoloji çalışanları, elit semtlerde evler ve markalı arabalar almak, çocuklarını prestijli üniversitelerde okumasını sağlamak için pahalı özel ders sınıflarına göndermek, işyerlerinde ve semtlerinde yararlandıkları havuz, spor, oyun ve eğlence mekanları, zengin lokanta ve yemek çeşitleri, sık uluslararası seyahatler gibi, sahip oldukları toplumsal prestij ve ayrıcalıklarla Çin’de bir dönem için ortaya çıkıp genişliyor görünen (ve ortadan kaybolması bir olan) yeni “orta sınıf”ın başlıca “yıldızları” olarak görülüyorlardı. 

Bir dönem için hızla genişleyen çekirdek teknoloji işlerindeki bu görece yüksek ücretler, eğitimli gençlerin sınıf atlama ihtirasını ve Xi rejiminin de “sosyal refah artıyor, orta sınıf genişliyor” söylemini besledi. Ama görülmeyen, 35-36 yaşına kadar aşırı çalışarak kendini tüketmekten başka bir yaşamı olmayan teknoloji işçilerinin, bu yaştan sonra da artık bu aşırı çalışmayı kaldıramadığı için işten çıkarılması ve kendilerini moto kuryelik gibi işlerde bulmasıydı. Kaldı ki, bizzat teknoloji sektöründeki işçilerin önemli bir bölümü de (dijital emek platformu, kuryelik, hizmet, bakım onarım vd) zaten bu ücretler bir yana, hem 72 saat çalışıp hem de asgari ücreti bile zor kazanıyordu.

Teknoloji sektöründe haftada 6 gün, 9’dan 9’a çalışmanın yasa dışı biçimde dayatılması, diğer taraftan, Çin’deki teknoloji ve dijital platform işlerini 2009-2010 krizi ve isyanları nedeniyle Çin’den çekilen ABD’li teknoloji tekellerinden devralarak çok hızlı şişen Çinli teknoloji şirketlerin, 2010’ların sonlarından itibaren bir yavaşlama sürecine girmesiyle de ilişkiliydi. Dijital platformlarda kullanıcı sayısı artık sınırlarına dayanıyor, şirketler birbirinden kullanıcı ve reklamveren çalmak için ek parasız hizmetler sunarak rekabeti tırmandırıyor, bunlara teknoloji sektöründe risk sermayesi ve finansman maliyetlerinin artması ve devletin dijital platformlara iç ve dış güvenliği artırma yaptırımlarının maliyetleri ekleniyor, hepsinin faturası da tabii ki işçilere kesiliyordu.

Ama Çinli teknoloji işçilerinden beklemedikleri bir yanıt aldılar. Yazılım geliştiricilerin kod paylaşımı ve mesleki yardımlaşma platformu açık kaynak kodlu GitHub’daki (yazılım geliştirmede yardımlaşma, kod değiş tokuşu ve proje yönetim ve arşivleme için kullanılan uluslararası bir dijital platformdur)  “996. ICU” (haftada 6 gün, günde 12 saat çalışma ve yoğun bakıma sevk!) protestolarına 200 binden fazla kişi katıldı, bu GitHub’daki o ana kadar dünya çapındaki ki en büyük hareketlerden biriydi, protestoların ifade edildiği diğer sosyal medya platformlarıyla birlikte katılımcılarının sayısı milyonları buluyordu. Jack Ma gibi büyük teknoloji tekeli patronları büyüyen protestolara karşı alenen 996 dayatmasını savundular. Başlıca argümanları Çin’de emek verimliliğinin çok düşük olması, Çin’in hedeflediği teknolojik atılımı ve teknolojide ABD’yle rekabet etmeyi ancak böyle başarabileceğiydi. Oysa tersinden, Çin’in tam da bu kapitalizm koşullarında teknolojik yatırım ve ilerlemeye yoğunlaşması, işçilerin aşırı çalıştırmasını koşulluyordu.

Sonuçta yüzbinlerce teknoloji işçisinin 996 karşıtı protesto dalgaları, az sayıda küçük teknoloji şirketi dışında ilk elde sonuçsuz gibi görünse de, büyük teknoloji tekellerini ve Çin’in teknolojik atılım programını, sınıf atlama veya yükselme kapısı olarak gören çoğu teknoloji işçisinde, tam da o özel tekellere ve teknolojik dönüşüme dair beklentilerdeki sarsıntıyla, özdeneyimsel-sezgisel bir sınıf bilincinin tohum halinde gelişmeye başlamasının bir halkası oldu. Teknoloji alanını yüz milyonlarca “vasıfsız” ve düşük ücretli iç göçmen fabrika işçisinden farklılaşma ve yükselme kanalı olarak gören teknoloji işçileri, artık kendilerini “dagongren” (kırdan fabrikalara çalışmaya gelen düşük statülü ve düşük ücretli iç göçmen mavi yakalı işçiler), çalıştıkları işyerlerini de “ hulianwang dachang” (internet fabrikaları) olarak tanımlıyorlardı.

2021 yılında, Pinduoduo gibi Çin’in büyük ve ucuzcu bir dijital e-ticaret platformu şirketinde, 20’li yaşlarda 1 işçinin aşırı çalışma tükenmişliği nedeniyle intiharı, bir başka işçinin 12 saatlik vardiyadan sonra işten evine giderken kalp krizinden ölmesi, teknoloji işçilerinin protestolarının canlanmasına ve müşterilerin şirketi boykotuna yol açtı. 2022’de ise Bilibili’de (YouTube’un Çin muadili) 25 yaşında bir içerik moderatörünün, ByteDance’de (Tiktok’un yaratıcısı ve Tiktok’un yeni Çin versiyonu Douyin’in sahibi) 28 yaşında bir mühendisin aşırı çalışmaktan ölümü tepkileri büyüttü. Bilibili çalışanının aşırı çalışmadan öldüğünü inkar etti, ama yoğun tepkiler karşısında bin ek içerik moderatörü daha işe alma sözü vermek zorunda kaldı. ByteDance’ın kendi çalışanları üzerine yaptığı bir araştırma ise çalışanların yüzde 70’inin akşam 9’dan sonra, yüzde 40’ının akşam 10’dan sonra işten çıkabildiğini (yani 13 saatten fazla çalıştığını) gösterdi. 

İşçiler artık içine sıkıştırılmak istendikleri durumu, Foxconn’daki işçi intiharlarına benzetiyordu. Teknoloji işçileri arasında hızla yaygınlaşan “neijuan” terimi ise, “içe doğru yuvarlanma”, yani artık yükselme ve gelişme olanaklarının kalmaması, kendi içine doğru kısılıp kalma, işine kayıtsızlaşma, kıyasıya rekabete karşın verimsizleşme ve en çok da değersizleşme gibi anlamlara geliyor. Neijuan, bu açıdan Çin’de teknoloji işçilerinin gerçek sınıfsal durumunu ve giderek bunun farkındalığını en iyi özetleyen Çince kelimelerden biri. 

Sonuçta 996’ya karşı sosyal medya kampanyası başarısızlıkla sonuçlanmış görünse de, işyerlerinde pasif direniş biçimleriyle devam etti. On binlerce işçi işlerinde çalışır görünüp çalışmayarak, çalışma sürecinde bilgisayar oyunları oynayarak, daha sık ve uzun tuvalet, su, kahve molaları yaparak, yer yer küçük çaplı sabotajlar ve yapabildikleri her koşulda iş yavaşlatmayla, verimi yükseltmediği gibi daha bir düşürdü. (1)

Çinli teknoloji işçileri 996’yı ilk elde engelleyemese de, bir çok büyük teknoloji şirketinde bu sürenin kullanımı üzerine oldukça belirgin ve keskinleşen mücadeleler yaşandı. Pinduoduo, işçilerin tuvalette çok süre geçirdiği gerekçesiyle, binlerce işçinin çalıştığı Şangay tesislerinde işçi tuvaletlerinin sayısını 8’e indirdi (işçiler buna tuvalet önünde uzun kuyruklar oluşturarak veya tuvaletler dolu diye tesis dışındaki kamu tuvaletlerine giderek, yani daha fazla tuvalet zamanı geçirerek yanıt verdi). Kuaishou şirketi (Tiktok’un Çin muadili) her bir işçinin tuvalette geçirdiği süreyi kaydedip sicillerine işleyen sistemler kurdu. Kuaishou’nun başlıca rakibi ByteDance ise tuvaletlere Wi-Fi ve cep telefonu bağlantısını kesen sistemler kurdu. 

İşçiler arasında 2021 ve sonrasında yine sosyal medya üzerinden bir protest dalgaları olarak “bai lan” (bırak çürüsün: işi olabildiğince ağırdan alma) ve “tang pin” (yan gel yat: 996 işinden istifa edip düşük ücrete 8 saat ya da kısmi zamanlı çalışılan işe girme, tüketimini de kısarak, vaktini yatarak veya gezerek geçirme) sosyal medya hareketleri yayıldı.(2)

Bai lan ve tang pin hareketleri Çin sosyal medyasında 100 milyonlarca kez okundu ve tartışıldı. Hong Kong Üniversitesinden medya sosyolojisi uzmanı Kecheng Fang, dagongren, neijang, bai lan, tang pin gibi top trend topic olan yeni terimleri şöyle yorumluyor:

“Bu popüler ifadelerin hepsi, günümüzün ortak sosyal duygusunu yansıtıyor. İnsanlar bunları kullandıklarında, sadece kendilerini ifade etmekle kalmıyor, aynı duyguyu paylaşanlarla bağlantı kurmaya çalışıyorlar. Liderlerin büyük resmi söylemlerine rağmen, gerçek hayatta hepimiz aynı durumdayız.” (3)

Rejim bu sosyal medya kampanyalarını da sansür ve soruşturmalarla bastırmaya çalıştı.

Marx Kapital’de sermaye ile işçiler arasındaki işgününün uzunluğu üzerine sınıf savaşımlarının yaklaşık 400 yıllık tarihini ve sonuçlarını analiz etmişti.  I. Enternasyonal programına işgününün 8 saatle sınırlandırılmasını işçilerin kendilerini fiziksel ve moral olarak yeniden üretebilmeleri ve mücadele yetilerinin gelişmesinin temel şartlarından biri olarak konulmasını sağlamıştı. (4) I. Enternasyonalin Cenevre Kongresinde ise, Amerikan işçi sınıfının aldığı karara atıfta bulunuyor ve 8 saatlik işgünü mücadelesi daha ileri bir mücadele perspektifiyle birlikte tanımlanıyordu:

“İşgününün sınırlandırılması, iyileştirme ve kurtuluş doğrultusundaki bütün öteki girişimleri kendisi olmaksızın yetersiz bırakacak bir önkoşuldur. 
 Bu sınırlandırma,. işçi sınıfının, yani her ulusun büyük bir kitlesinin sağlığını ve fiziksel enerjisini yenilemek ve aynı zamanda onlara zihinsel gelişme, toplumsal ilişki, toplumsal ve siyasal eylem olanağını sağlamak için gereklidir.” (5)

Marx, işçi sınıfının bu konudaki tarihsel ve yasal-siyasal kazanımlarının burjuvazi tarafından yasal ve fiili olarak nasıl muğlaklaştırıldığını, esnetildiğini ve delik deşik edildiğini de göstermişti. (6) Nitekim sermaye çoğu ülkede 1 Mayıslar ve sayısız ağır bedelli mücadeleler ile kazanılan 8 saatlik çalışma hakkı sınırını da, çok geçmeden yine “ahlâkın ve doğanın, yaşın ve cinsiyetin, gecenin ve gündüzün bütün sınırları” gibi yıkmaya yöneldi.

Marx’ın kapitalizmde teknoloji ile işgünü ilişkisi üzerine tarihsel-sınıfsal analizleri bugün bir kez daha doğrulanıyor. Günümüzün yeni üretim teknolojileri dahil (ERP, MES, RFID, robotik vd) dijital teknolojileri ve yapay zekası, işgününün haftada 4 gün, günde 6 saat sınırı ile başlayarak azaltılmasını olanaklı kılarken, kapitalizmde işgünü uzunluğunu ve yoğunluğunu daha artırmayı koşulluyor. İşçi sınıfının yeni teknolojilerle hem sefalet birikimi hem de küçük bir kesiminin yeni teknolojilerle görece yüksek ücretlerle yemlenmesi, işgününün yoğunlaşması ve uzamasının da zeminini oluşturuyor. En uç biçimiyle Çin de görülen bu durum, aslında dünya kapitalizminin genel eğilimi olarak kendini gösteriyor. Buna karşı işçi sınıfının işgününü sınırlandırmaya dönük mücadeleleri, güncel olduğu kadar stratejik açıdan da büyük bir önem kazanıyor. İşgününün daha radikal biçimlerde sınırlandırılmasının hem işçi sınıfının kurtuluş mücadelesinin bir ön koşulu olması hem de gerçek ve güvenceye alınmış biçimde ancak sosyalizmde gerçekleşebilir olması, bu alanlardaki sınıf savaşımı dinamiklerinin de daha fazla patlayıcı biriktirmesini sağlıyor.

Çin’de 2021’de yüksek mahkeme, malumun ilanını, 996 çalışma rejiminin özel sektör ve teknoloji alanında da yasa-dışı olduğuna, ancak yasaların belirlediği sınırlar içinde fazla mesainin işçilerin onayı alınarak ve zamlı ücretle yaptırılabileceğine dair, hükmünü açıklamak zorunda kaldı. (7) Bu karar teknoloji işçilerinin 996-ICU karşıtı protesto dalgalarının yanı sıra, sektördeki 2021’deki aşırı çalışmadan kaynaklanan intihar ve kalp krizi ölümlerine, dahası sektördeki cinsel taciz skandallarına karşı büyüyen taban basıncının ve tepkisinin izlerini yansıtıyordu.

2021’den itibaren (2021-2024 döneminde) Meituan, Tencent, Kuaishou, JD.com, ByteDance gibi bir dizi Çin internet devi, aksak topal bir esnemeyle, çalışanları için iki günlük haftasonu tatiline geçeceklerini açıkladılar. 2024’te Tencent’in sahibi olduğu bir video oyunu stüdyosu (ki mesailerin en uzun ve ölümcül olduğu alt sektördür) çalışanlarının Çarşamba günleri saat 18.00’de işten çıkabileceğini (ama diğer hafta içi günlerde 21.00’e kadar çalışmaya devam edeceğini) açıkladı. Bir diğer Tencent şirketi WeChat ise, 2025’te “1065” sistemine (haftada 5 gün, 10.00’dan 18.00’e) geçtiğini açıkladı.

İşten atmalar dalgası

Evet, 2021 yüksek mahkeme kararı, hafta sonu tatili, ve diğerleri teknoloji işçilerinin işgünü süresi mücadelesinde ilk mevzi kazanımlarıydı: Hem de aşırı çalışmanın yol açtığı iş cinayetleri ve tuvalet skandallarına tepkiler, kadın teknoloji işçilerinin cinsel taciz skandalına karşı patlamasıyla birleşerek daha ileri sıçratılabilecek kazanımlardı! Bu sıçrama ne yazık ki gerçekleşmedi, çünkü Çin teknoloji sektöründe 2021 ve sonraki yıllar, teknoloji sektöründe aynı zamanda ekonomik yavaşlama, siyasal sarsıntılar ve yığınsal işten atmalar dönemiydi. Çin’in özel teknoloji sektörü, bir ve aynı anda, devletin oldukça sert resmi düzenleme ve yaptırımlarına (bu düzenlemeler, tüm dijital platformlara sıkı iç ve dış siber güvenlik önlemleri getirilmesi ve devletin istediği her türlü veri ve bilgiyi paylaşma zorunluluğu,  kullanıcı mahremiyetinin korunması, küfürlü, şiddete dayalı, cinsel ve en çok da her türlü muhalif vd içeriklerin kaldırılması, video oyunlarına tematik, siyasi ve normatif sınırlamalar getirilmesi, paralı online özel derslerin yasaklanmasına kadar geniş bir kapsamdaydı), sert Covid-19 kapanma ve önlemlerine, finansal yatırım, hisse ve tüketici harcamalarında genel düşüşlere, ve bir yandan da işçi protestoları ve direnişlerine maruz kalınca, çareyi yine işçilere saldırmakta buldu.

Alibaba, Tencent, JD.com, Baidu, ByteDance, Didi, Xiaohongshu gibi pek çok teknoloji ve platform şirketi, 1 yıl içinde toplam işgüçlerinin yüzde 10 ile 20’sinden başlayarak, 2025’e kadar çalışan sayılarında yüzde 30-50’yi bulan indirimler yaptılar. Örneğin 31 Mart 2022 itibarıyla 255 bin kişi olan Alibaba çalışan sayısını, 2023’te 235 bine, 2024’te 204 bine, 31 Mart 2025’te ise 124 bin kişiye indirmiş, yarıdan fazla azaltmıştı. İşçi sayısında bu keskin düşüşün bir kısmı işten çıkarmalardan, asıl büyük kısmı ise iştirakların satışından kaynaklanıyordu.(8) Teknoloji devlerinin bu metazori iştirak satışları ise, bir yandan karsız ya da az karlı şirketlerin elden çıkarılmasından, diğer yandan özel teknoloji sektöründe aşırı tekno-mali oligarşik sermaye yoğunlaşması ve merkezileşmesini tehdid olarak gören Çin kapitalist devlet iktidarının teknoloji devlerine dönük finansal, sermaye piyasası ve anti-tröst düzenlemelerinden kaynaklanıyordu. 

Çin internet şirketleri, 2010’lu yıllarda yüzde 1000-2000’leri bulan muazzam hızlı bir büyüme göstermişlerdi. 2011-2022 döneminde Alibaba çalışan sayısını 13 binden 250 bine, Tencent 12 binden 112 bine çıkarmış, 2012’de kurulan ByteDance 2022’de 100 binden fazla çalışana sahip hale gelmişti. Ellerinde aşırı finansal sermaye birikimi olan yatırımcı ve finansörlerin, ilk elde kar gözetmeden internet şirketlerine bol bulamaç nakit pompalamasıyla, internet şirketlerinin en büyükleri, e-ticaretten sosyal medyaya, bilumum hizmet emeği platformlarından online sağlık, eğitime, video oyunlarından dijital film-dizi-TV platformlarına kadar dev dijital tröstlere dönüştüler. 

Bu Çin kapitalizminin hemen her alanında ve bütününde kontrol etkisi ve gücü giderek artan olağanüstü bir tekno-mali oligarşik sermaye yoğunlaşması ve merkezileşmesi demekti. Çin burjuvazisi içerisinde bir güçler mücadelesini ortaya çıkardı. Xi rejimi ve parti-devlet bürokratik burjuvazisi, özel tekno-mali oligarşi elindeki güç yoğunlaşmasını ve özerk hareket etme eğilimini, tehdit olarak gördü ve 2020’lerin sonlarından itibaren çok sayıda müdahale, operasyon ve resmi-fiili düzenleme ile teknoloji sektörünü daha sıkı bir kontrol altına aldı. Teknoloji devleri daha önce yasal düzenleme ve devlet kontrolü olmadan özerk hareket eden alt şirketlerini ya bu ağır maliyetli düzenlemelere uyarlamak, ya da satmak veya kapatmak zorunda kaldılar. Ali Baba (Ant Grup) ve ByteDance gibi en büyük teknoloji şirketleri planladıkları borsaya yeni hisse arzı operasyonlarını iptal etmek durumunda kaldılar ve her biri sermaye piyasalarında milyarlarca dolar değer kaybettiler.

Böylece, 2010’lu yıllarda ilk elde kar bile gözetmeden ne pahasına olursa olsun katlamalı büyüme ve pazar payını artırma güdümlü hareket eden Çin teknoloji sektörü, 2020’li yılların başından itibaren birim maliyet düşürme ve daha dolaysız kar odaklı hale geldi. Bunun faturası da tabii teknoloji sektörü işçilerine çıkartıldı, 996 çalışma rejimi ile işten atmalar (ve geride kalan işçilerin çalışma yoğunluğunun da maksimize edilmesi) birleşti.

Çin’in “yarı-devlet kapitalisti” (9) iktidarının 2021 yılındaki 996’ya dönük yüksek mahkeme kararı, aynı zamanda, hem Çin kapitalizmi bütününde hem de onun bir lokomotifi haline gelen teknoloji sektöründe mutlak artı-değer bolluğunun verimlilik artışını (ve asıl rekabet güç ve payını oluşturan göreli artı-değeri) kısıtlıyor olmasından hareketle, çalışma sürelerinde sürece yayılmış bir nisbi azalmanın özel sermayenin verimlilik, inovasyon ve göreli artı-değer dinamizmini artıracağını hesaplıyordu.

Bir diğer etken, Çin’de çocuk sahipliği oranının yüzde 1’in de altına düşmesi, nüfusun yaşlanması ve son yıllarda tarihinde ilk kez azalmaya başlamasıydı.(10)  Xi Jinping’in “3 çocuğu teşvik politikası” da artırılan maddi teşviklere karşın 12 saat çalışma koşullarında aynı anda hem çocuk sahibi olma hem de çalışmanın çok zor olması ve tek çocuk ya da çocuksuzluğu tarihsel kazanım olarak gören kadınların çalışmayı tercih etmesi nedeniyle etkisiz kalmasıydı. Çin rejimi bu yüzden, eldeki verili toplam toplumsal emekgücünün eskisi gibi telef edilmesine karşı belli önlemler almak zorunda kalıyordu. Çin’de korkunç boyutlarda olan iş cinayet ve sakatlanmalarının son 10 yılda (halen yüksek olmakla birlikte) belirgin olarak azaltılması da bunun sonucu. Çin rejimi aynı şekilde, teknoloji işçilerini 5-10 yılda çalışamaz hale getiren, ya da verimlerini hızla azaltan haftada 72+ saatlik çalışmayı da 40’lı 50’li saatlere doğru çekmeye çalışıyor. Tabii tüm bunlar Çin işçi sınıfının kara gözleri için değil, altın yumurtlayan tavuğu kesmemek için. Marx’ın Kapital’de gösterdiği gibi, Batı ülkelerinde de işgününün kısaltılmasına dair düzenlemeler ancak, tarımsal nüfusun da ciddi biçimde azalıp emilecek taze kan akışının yavaşladığı koşullarda gerçekleşebilmişti. 

Xi rejimi, aslen Çin’deki önceki mutlak artı-değer rejiminin 2008-2012 dönemi işçi, yoksul köylü ve ezilen ulus isyanlarıyla sürdürülemez hale gelmesinin bir ürünüydü, ve iki önceliği, mutlak artı-değer ağırlıklı birikim rejimini (tabii ki mutlak artı-değeri bir yana bırakmadan) teknoloji ve göreli artı-değer ağırlıklı yeni ve daha derin bir sermaye birikim rejimi haline getirmek, ve bu dönüşümü ekonomik-siyasal-toplumsal istikrarı bozmadan gerçekleştirebilmekti. Yani rejim, 2021’deki işgünü uzunluğuna dair yüksek mahkeme karar ve düzenlemelerinde, aynı zamanda teknoloji sektöründeki balonun (emlak-rant sektöründeki balona benzer) bir çöküntüye karşı kontrol altında tutulmasını, ve tabii asıl olarak da teknoloji işçilerinin 996.ICU’ya karşı büyüyen tepki ve direnişlerinin kontrol altına alınmasını da gözetiyordu. 

2021 yüksek mahkeme kararı ve bazı teknoloji tekellerinin çalışma sürelerinde kısmi indirimlere gitmesi bir yanıyla Çinli teknoloji işçilerinin mücadele kazanımıydı ama, kapitalist sınıf güçlerinin işçi sınıfının önünde sonunda tanımak zorunda kaldığı büyüyen mücadele taleplerini bir çırpıda değil, olabildiğince sürece yayarak, işçileri yorarak ve enerjisini tüketerek, ve ancak kısmen ve muğlak biçimlerde tanıması açısından son derece tipiktir. (11) Çin’in kapitalist devlet iktidarının yeni getirdiği siber güvenlik kurallarına uymayan özel teknoloji şirketlerine milyonlarca dolarlık ceza keserken, yasa dışı aşırı çalıştırmaya devam eden şirketleri görmezden gelmesi, 2021 kararlarının uygulanmasını bile yıllara yayması bunun bir göstergesi. 

Dahası işgününün bu yıllara yayılmış kısmi sınırlandırılmasında, işçilerin mücadelesinin yanı sıra bizzat sermaye çıkarlarından gelen etmenler de var. En başta Çin’in en büyük pazarlarından AB’ye ihracatında, AB, ILO ve bir dizi STK’nın sosyal liberal düzenlemelerini gözetmesi gerekiyor. 

Çin kapitalizmi ayrıca, ekonomik yavaşlamaya karşı iç pazarı canlandırma uygulamaları açısından, 996 sisteminde çalışan teknoloji işçilerinin kazandıkları parayı harcayacak zaman ve olanağa sahip olmamasından, evlilik ve çocuk yapmamasından (ya da evlilik ve tek çocuk yapmayı orta yaşlara kadar ertelemesinden), ve yüksek ücret ve sağlık maliyetlerinden de “muzdarip”!

Kadın teknoloji işçilerinin cinsel tacizlere karşı mücadelesi

Çin teknoloji sektörü 2021 yılında, Çin’in en büyük teknoloji şirketi Ali Baba’da bir kadın teknoloji işçisine tecavüz skandalı ile sarsıldı. Kadın işçi Zhou, başka kente teknoloji takımı ile iş gezisi sırasında, hatırlı bir şirket müşterisi tarafından cinsel tacize uğradığını, aynı akşam da otel odasında takım lideri yöneticisi tarafından tecavüze uğradığını açıkladı. Zhou, polise şikayetinden sonuç alamadı, amiri kısa süreliğine gözaltına alınıp bırakıldı. Zhou, amirlerine şikayetinden de sonuç alamadı. Daha üst yöneticilere bildiriminden, önce takipçisi olunacağı sözü alsa da, üst yöneticiler de 3 gün sonra, ellerinden bir şey gelmeyeceğini, bu konuyu kapatmasının kendisi için daha iyi olacağını söylediler. Şirket tecavüzü örtbas edip Zhou’yu susturmaya çalışınca, Zhou tecavüzü şirketin çalışanlara dönük iç iş platformunda duyurdu, işçi yemekhanesinde de bağıra çağıra yaşadığı tecavüzü anlatan bildirgeler dağıttı: “Alibaba’daki yönetici X, sorumluluğu altındaki kadın işçiye cinsel saldırıda bulundu ve tecavüz etti; bu durumu bilen BEŞ BAŞKA YÖNETİCİ DE hiçbir şey yapmadı, şirketten adalet istiyorum.” Zhou aynı gün, Alibaba bağlantılı sosyal medya platformlarında da yaşadığı cinsel saldırıyı anlatan mesajlar paylaştı.

Zhou’nun teşhirlerinin Alibaba teknoloji işçileri tabanında yarattığı büyük infial ve protestolar sağanağı üzerine, CEO Daniel Zhang, “şoke olduğu”, “çok kızdığı ve utandığı” türünden bir mesaj atıp olayın “ciddiyetle soruşturulacağı” mesajı atmak zorunda kaldı. Ancak bu oyalama ve yatıştırma taktiği ile durmayan Alibaba teknoloji işçileri, şirket patron ve yönetimine ve devlete yönelik 6 bin imzalı bir açık mektup ve talepler deklarasyonu yayınladılar. Alibaba’da kadın çalışana tecavüz saldırısı ve Alibaba teknoloji işçilerinin “807 vakası üzerine 6000 Ali-çalışanının birleşik inisiyatifi” başlıklı deklarasyonu Çin’de öyle bir sınıfsal-toplumsal yankı ve sarsıntı yarattı ki, “Çin Günlüğü” gibi bazı resmi popüler gazeteler bile bu açık mektubu bastılar. 807 hareketi (Çin’de bu tür sosyal medya hareketlerinin rakamlarla simgeleştirilmesi gelenekseldir), dijital teknoloji sektörü tarihindeki (Google’dan sonraki) en büyük tepki hareketlerinden biriydi ve şunları artık mücadele istemi olarak ileri sürüyordu:

Şirket mağdura 3 aylık ücretli izin versin, tazminat ödesin, mağdur ve ailesinin parasız psikolojik rehabilitasyon hizmeti alması sağlansın. Şirket yürüteceği soruşturmada, soruşturmanın kimler tarafından yürütüldüğü dahil, şirket çalışanları ve kamuoyuna tam saydamlık sağlasın. Şirket, işyerlerinde kadınlara dönük cinsel tacizlere karşı net önlemler alsın, içkili iş görüşmeleri kültürünü kaldırsın, işyerlerinde cinsel taciz bildirimleri durumunda uygulayacağı seferberlik politikalarını belirlesin. İnsan Kaynakları Departmanı yalnız işverene değil işçilere de hizmet etsin. Üst yönetim acil durumlarda işçi şikayetlerini bizzat yüzyüze dinlesin, işçilerle orta kademe yöneticiler arasında iletişim hatları açılsın. 

807 hareketi, teknoloji sektöründe içkili iş görüşmeleri ve işe yeni başlayanların oyun adı altında taciz edilmesinin kaldırılmasının yanı sıra, işyerlerinde cinsiyet eşitsizliğinin sorgulanması ve salt sonuç-odaklı iş kültürünün de daha derinlemesine sorugulanmasını sağladı. İşyerlerinde daha önce cinsel taciz yaşamış olanlardan da yeni ifşalarla desteklendi. Tepki ve taleplerin Alibaba’dan tüm teknoloji şirketleri tabanına ve oradan da daha geniş sınıf-toplum kesimlerine yayılması, rejimin genelleşen 807 ve kadın işçi taleplerini sansürleyemediği gibi, rejime bağlı Tüm-Çin Kadınlar Federasyonu’nu da destek açıklamak zorunda bıraktı. Sonuçta Alibaba CEO’su, tecavüzcü yöneticinin işten atıldığını, Zhou’nun şikayetlerini dikkate almayan tüm üst yöneticilerin tazminatsız istifaya zorlandığını, İKY yöneticisine ağır kusur ve ihmal cezası verildiğini, içkili iş görüşmelerinin kaldırıldığını, ve bildirilen tüm cinsel taciz vakalarının soruşturulacağını, işyerlerinde cinsel tacize karşı belli önlemler alınacağını ve bu konuda doğrudan yönetim kuruluna sorumlu olarak çalışmalar yapacak bir görev takımının oluşturulduğunu açıklamak zorunda kaldı.

Alibaba’nın yanı sıra Tencent gibi büyük teknoloji şirketleri ardardına “işyerlerinde cinsel tacize sıfır tolerans” vaatleri sıralarken, 807’ye ilişkin polis ve şirket soruşturmaları sessiz sedasız biçimde “takipsizlik” ile sonuçlandırıldı ve çok geçmeden, internetteki 807’ye ilişkin her türlü blok, paylaşım ve bilgi kaldırıldı/sansürlendi. Yani 807’ye ilişkin birkaç kısmi ve göstermelik düzenlemeyle yetinilip, onun ötesindeki kadın ve işçi hakları ve onuruna dönük yasal ve kurumsal değişim istemleri geçiştirilip unutturulmaya çalışıldı. Ama bu süreç, her türlü işçi talebinin arkasında kolektif bir yaptırım gücü olmadan, bırakalım gerçekleştirilmeyi, işitilmeyeceğini bile gösterdi. Bu tür mücadelede sosyal medyanın, ne kadar etkin kullanılırsa kullanılsın, gerçek bir kolektif eylem ve grev gücü, taban örgütlülüğü olmadan sınırlarını da gösterdi. Diğer taraftan, tıpkı ABD’deki teknoloji sektöründe olduğu gibi, Çin’deki teknoloji sektöründe de kadın işçilerin birikimli tepki ve mücadele dinamiğinin, teknoloji işçileri mücadelesininin öncü bir dinamiği olduğunu gösterdi.

Çin’de yükselen kadın bilinci işçilerin gücü üzerinde çelişkili bir etkiye sahip olsa da, bunu aşma doğrultusunda bir adım atıldı:

“Bir yandan cinsiyet dayanışması fikri meşruiyet sağlar, işçileri motive eder ve kamusal ve sektörler arası dayanışma için ahlaki bir temel oluşturur. Bu pazarlık gücü önemlidir çünkü Çin’deki işçiler, teknoloji işçileri de dahil olmak üzere, zayıf yasal ve kurumsal korumaya sahiptir. Öte yandan, işçiler, işyerlerindeki cinsiyetçiliğin öznel ve bireyselleştirilmiş bir deneyim olarak anlama ve bu yüzden cinsiyetçilikle ilgili olaylara yanıt olarak yapılan kolektif eylemlerin olay bazlı ve dolayısıyla süreksiz olma eğilimindedir. Bu, işçilerin cinsiyetle ilgili endüstriyel ilişki mücadelelerinde pazarlık gücünü kurumsallaştırma olasılığını kısıtlamaktadır, çünkü işçiler, işyerindeki çatışmaları (bu durumda, cinsel suçları) endüstriyel ilişki sorunlarından ziyade cinsiyetçiliğin bir sonucu olarak görmektedir. Bununla birlikte burada belgelenen aktivizm, çağdaş Çin’de yükselen feminist bilincin daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunmaktadır. Giderek daha etkili hale gelen bu toplumsal güç, devletin kadın özgürlüğüne dair söyleminden (…) kendini ayırıyor.” (12)

996 çalışma rejimi bitiyor mu?

Çinli büyük özel teknoloji tekelleri, ancak 2025’te 996 dayatmasına şu veya bu biçimde son verip, bazıları günlük 9 saati dolan işçileri “sürpriz” biçimde evlerine göndermeye başladılar.(13) Ne var ki, birçok teknoloji şirketinde halen haftalık çalışma halen 45 saatin epey üzerinde olsa da, 996’nın genel bir eğilim olarak kaldırılması, teknoloji işçilerin toplam iş yükünü veya temel performans göstergeleri boğuntusunu pek azaltmadı. Hatta önemli bir kısmı eve iş taşımak veya uzaktan çalışanlar için çalışma sürelerini yine uzatmak durumunda kalmaya devam ediyor. Aslında devletin teknoloji sektörüne dair yaptığı düzenlemelerin işçileri hiç umursamayıp yalnızca teknoloji şirketlerini kontrol altında tutmayı gözeten iki yüzlü düzenleme politikaları (“İnsan Kaynakları” diye bir bakanlığın olduğu bir devletten başka ne beklenebilir?) fazla mesaiye dönük resmi düzenlemeleri uygulayıp uygulamamanın şirket yönetim, İKY ve şeflerinin keyfine kalmış olmasından belli.(14)

996 çalışma rejiminin biraz azaltılması, diğer taraftan, teknoloji işçileri açısından (fazla mesailer, hafta sonu ve ulusal tatillerde çalışma yüzde 50 ile yüzde 200 arasında zamlı ödendiğinden) ciddi ücret kayıpları anlamına geliyor. İşçilere sunulan ek prim ve ikramiyeler ortadan kalkarken, ücret artışları ve terfiler durduruldu, ve hatta tersine çevrildi. 996’yı kaldıran şirketlerde ücretlerin en az yüzde 15-20 civarından başlayarak düştüğü hesaplanıyor. Bir dizi şirketin, ücretlerde zamlı fazla mesai kesintilerinin ötesinde de kesintiler yaptığı gözleniyor. Yapay zekanın da standart kod yazımları ve testlerde devreye girmesi, özellikle yeni mezun ve junior çalışanlarda istihdam ve ücret düşürümlerinin bir diğer etkeni. Diğer taraftan teknoloji sektöründe işten atılanların, yeniden teknoloji sektöründe veya başka bir sektörde iş bulabilmesi, ancak yüzde 40-50 daha düşük ücretle mümkün olabiliyor. Tüm bunlar, Çin’de orta sınıf standartları olarak kabul edilen, taksitle nitelikli bir ev ve araba sahibi olmak, ve tek çocuğunu özel ve prestijli okullarda okutma olanaklarını da teknoloji işçilerinin artan bölümü için olanaksızlaştırıyor. Bu, 996 karşıtı mücadele deneyimlerini yaşamamış genç kuşak teknoloji işçilerinin bir kısmında, 996’nın kaldırılmasının “fazla mesai parası özgürlüklerini” kısıtladığı türünden geri içgüdülerle yakınmalara bile neden olabiliyor. Bakacakları bir aile, ödeyecekleri taksitler olmadan akşamlarını ve haftasonlarını fazla mesai parasına satacak üniversite öğrencisi veya yeni mezun genç bir işgücünün varlığı, bazı özel teknoloji şirketlerini yeniden hafta sonu çalışmasına dönme cesareti vermekle kalmıyor, hem de bu kez ciddi ücret düşürümleriyle birlikte, 996 çalışma rejimini yeniden hortlatmaya da kapıyı açık tutuyor. Nitekim Çin rejiminin yaptığı çalışma süresi düzenlemeleriyle alay edermiş gibi, Çin’de 2022’de 46 saat olan ortalama çalışma haftasının, 2024’te 49 saate çıktığı görülüyor. Artan güvencesizlik ve ücret durgunlaşması ya da azalmaları, işçileri daha fazla fazla mesaiye zorluyor.(15)

Sonuçta Çin’de teknoloji sektöründe de işten atmalar, ücret düşüşleri, artan güvencesizlik, Çinli gençlerin yeniden kamu istihdamına girme çabasına yönelmesine yol açıyor. Çeşitli araştırmalar genç ve yeni iş arayanlar arasında, kamuda iş bulma çabasının 2020’de yüzde 30’dan bugün yüzde 70’e yükseldiğini gösteriyor. Yeni iş arayanların yarısından fazlası açısından, ücretten çok istikrar (kamu işyerlerinde ömür boyu istihdam olacağı inancı) öne çıkıyor.(16) Çinli genç teknoloji işçilerinin çoğu, artık 2010’lardaki teknoloji işçilerinin sahip olduğu yükselme, reel ücret artışları, ek prim ve bireysel hakların rüyasını bile görmeden, daha düşük ücretler, daha yoğun çalışma, daha büyük güvencesizlik ve her an topun ağzında olma sorunlarıyla boğuşuyor. 

Çinli teknoloji işçilerin bugün yaşamakta olduğu ücret düşüşleri, güvencesizlik ve çalışma yoğunluğu artışının Amerikalı teknoloji işçilerinkinden pek bir farkı yok. Ancak temel bir fark, Çinli teknoloji işçilerinin sınıf atlamacı baş dönmesiyle yükselişi ve çakılışının Amerika’dakine göre çok daha hızlı gerçekleşmesi (bir 10-15 yıla sığması!) ve yol açtığı hayal kırıklığı şiddetinin de daha fazla olması. Daha temel bir fark ise, belki de Çin’in özgül koşulları itibarıyla teknoloji sektörünün de çok daha rekabetçi ve dar meslekçi bir kültürle yoğrulmuş olması. Örneğin ABD’de teknoloji işçileri hareketi daha en başından, teknoloji sektöründeki en güvencesiz ve düşük ücretli işçi kesimlerini (dijital emek platformu işçilerini, e-ticaret kuryelerini, depo işçilerini, veri merkezi işçilerini, teknoloji kampüslerindeki hizmet işçilerini) teknoloji işçisi kapsamında görmesi ve bu düşük ücretli güvencesiz işçi kesimlerinin mücadeleleriyle dayanışmasını geliştirmiş olmasına karşın, bu Çinli yazılım işçilerinde daha zayıf. Ancak yaygınlaşan güvencesizlik, artan işten atılma ve iş değiştirme sıklığı ve sektörel sirkülasyon, dar mesleki aidiyet ve ayrıcalıkçılık kültürünü de çözüyor. Bir tür sınıfsal duygu ortaklığı ifade ve kanallarını ortaya çıkarabiliyor.

Çin’de halen farklı işçi kesimleri arasında doğrudan eylemli dayanışma nadir görülmekle birlikte, birbirlerinin eylem veya hareketlerinden esinlenme, bir hareketi kendine uyarlayıp farklı biçimlerde yaygınlaştırarak yeniden üretme, öne çıkan bazı yeni yığınsal işçi kesimlerinin korkunç çalışma koşullarına eleştiri ve tepkiler ve fiili grev ve eylemlerine destek gibi eğilimler de gelişiyor. 996 karşıtı hareketinin, öğrenci gençlerin kendi aşırı ders yükü, aşırı rekabetçi eğitim sistemi, kendilerinden aşırı toplumsal beklenti ve disiplin sorunlarına uyarlayarak milyonlara yayılan ortak serbest zaman ve insani bir yaşam özlemine dair hareketleri bunun en çarpıcı örneklerinden biridir. 

Çin’de klasik Marx, Lenin, Mao öğretilerine ilgi duyan ve işçi-öğrenci dayanışma geleneğiyle Shenzhen, Guangzhou, Dongguan gibi dev sanayi bölgelerindeki iç göçmen işçileri örgütlemeye veya direnişlerine desteğe giden öğrenci ve aydın dinamikleri her daim vardır. Ancak Xi rejimi çok sert operasyon ve tutuklamalarla, bu geleneği kırmaya, Marksist ve Maoist çevreleri dağıtmaya, fabrika işçileriyle bağını koparmaya çalıştı.(17) Bu bağ bugün bu yüzden ciddi biçimde bastırılmış görünse de, genç teknoloji işçilerinin de olduğu teknoloji işçileri hareketi ve yine önemli kesimi genç ve öğrencilerden oluşan kurye işçileri hareketi, üniversite öğrencilerinin artık kendi dışlarındaymış gibi bir işçi sınıfına gitmek yerine, kendilerinin de parçası olduğu işçi hareketleriyle buluşmasını sağlayabiliyor.

Çin’de Yapay Zeka savaşları

Genç kuşaklar, dijital teknoloji işleri epey değer kaybetmiş görünse de, kamu istihdamına girme çabasının yanında, yine eskisinden fazla çalışmayı göze alarak daha çok prim yapar görünen Yapay Zeka, Robotik, Blok Zincir, Web3 gibi yeni teknoloji alanlarına girme çabası da sarılınan bir diğer kendini kurtarma girişimi, ama Web2’de yaşanan aynı emeği değersizleştirme süreci bu yeni alanlarda da daha çabuk tekrarlanacak gibi görünüyor.

Çin Yapay Zekayı kamu sistemlerinden gözetime ve emek kontrolüne ekonomi, siyaset ve toplumsal yaşamın hemen her alanına en hızlı uygulamaya başlayan ülke. Çin’de internet çağının devleri Alibaba, Baidu, Tencent, ByteDance yapay zeka araştırma ve uygulamalarının da başını çekiyor. DingTalk, Feishu, WeCom gibi en bilinen Yapay Zeka çalışma platformları yine bu tekellere ait. Büyük çaplı sermaye ve uzmanlık gerektiren doğal dil işleme (NLP), robotik süreç otomasyonu (RPA), konuşma tanıma, görüntü ve videolardan enformasyon çıkarma programları, öneri sistemleri ve tahmin analizleri gibi karmaşık YZ modelleri geliştirmek, ancak bu devlerin sahip olduğu muazzam kaynaklar ve kapasitelerle mümkün. Binlerce daha küçük Yapay Zeka şirketi ve start-up’u ise işçilerin çalışma performansı gibi dolaysız işlevler için daha az karmaşık, açık-kaynaklı YZ modelleri ve daha büyüklere YZ tedarikçiliğinde (veri tedariği, makine eğitimi, vd) uzmanlaşıyor. 

Çin’de nüfus büyüklüğü ve faaliyet çeşitliliği ile birlikte kamusal ve kişisel veri bolluğu, Çin halkının şimdilik çoğu verinin toplanmasını Batı halklarına göre daha fazla kabullenir görünmesi, çalışma yasalarının boşlukları ve gevşeklikleri, muhalif-mücadeleci sendika, parti ve kurumların yokluğu, devletin özel şirketlere (siyasal risk olarak gördüğü konular dışında) büyük çaplı yeni teknoloji teşvik ve destekleri, Çin’de Yapay Zeka’nın işyeri-emek ve yaşam süreçlerine daha hızlı, daha yoğun ve kolay biçimlerde uygulanmasına yol açıyor. Yapay Zeka araçlarının bu hızlı uygulamaları, hem Yapay Zeka modelleme ve tedarik işçilerinin bunu için gerekli yeni yetiler edinebilmesi açısından hem de Yapay Zeka’nın analitik gözetim ve kontrol altına  aldığı/uygulandığı işçiler açısından ciddi geçiş sorun ve kaygılarına, tepkilerine de yol açabiliyor.

Çin’de Yapay Zeka modelleme ve uygulamalarının öncelikli alanlarından birinin “İnsan Kaynakları Yönetimi” olması rastlantı değil. Çin’in Batı kapitalizminde olmayan bir “İnsan Kaynakları Bakanlığı” bile var. Popüler Yapay Zeka literatüründe ABD-Çin rekabeti öne çıkartılırken, Yapay Zeka’nın kapitalist güçler tarafından asıl işçi sınıfına ve ezilenlere karşı nasıl bir silah olarak kullanıldığı görmezden geliniyor. Çin’de de Yapay Zeka’nın başlıca kullanım alanlarından biri emek süreçlerinin verileştirilmesi, emek-zaman ve hareket analizleri, iş akışlarının otomasyonu ve platformlaştırılan merkezi algoritmik yönetim gibi yöntemlerle, işçilerin güvencesizleştirilerek ücretlerinin düşürülmesi, işteki bilgi, beceri ve özerkliklerinin azaltılması, dirençlerinin kırılması, çalışma yoğunluğu ve rekabetinin artırılması; ezcümle hem işçilerden daha fazla göreli artı-değer çıkartılmasının hem de işçilerin yeniden mücadele hareketlenmelerinin başladığı bir süreçte işçi sınıfının yeniden disiplin altına alınmasıydı.(18)

Ancak bu da Çin işçi sınıfının direnişiyle karşılaşıyor. Çin’de dijital teknolojiler ve Yapay Zeka’ya karşı azımsanmayacak işçi direnişleri yaşandığını tahmin etmek zor değil, ancak ne yazık ki bu direniş ve tepkiler hakkında resmi basına yansımadan somut bilgi edinmek çok zor. Bu açıdan kapitalist devlet rejiminin kendi besleyip büyüttüğü özel teknoloji devlerini kontrol altına alma operasyonu çevresinde, işçi sınıfını da yedekleyebilmek için, 2022 yılında algoritmik emek kontrolüne karşı yaptığı birkaç atraksiyon üzerinden, işçilerin yapay zeka performans algoritmalarına karşı direniş ve tepkilerinin küçük bir kısmını görebilir hale geliyoruz.

Bunlardan biri Çin’in teknoloji devlerinden birine bağlı bir video oyun üretimi şirketinde, işçilerin tüm çalışma istasyonlarına çok sayıda kameralı Yapay Zekalı analitik kayıt algoritmaları kurulması ve bunun emek-kırımcı sonuçlarına karşı işçilerin tepkisi üzerine, Çin Gençlik Örgütü resmi günlük gazetesinde Yapay Zekalı kameralara dönük bir eleştiri yazısı çıkması ve şirketin kameraları kaldırmak zorunda kalmasıydı.(19) Bu elbette teknoloji işçilerinin algoritmik kontrol ve yönetime karşı tepkilerinin sayısız örneğinden biriydi, ama rejim işyerlerinde abartılı algoritmik yönetimi ucundan eleştirip şirketlerden istediğini aldıktan sonra işyerlerinde kameralı Yapay Zeka emek kontrol algoritmalarını bir daha sorun etmedi.

2022 yılındaki diğer bir örnek, Çin’de yüzde 98’i Meituan ve Ele.me platform tekelleri tarafından kontrol edilen 6 milyon kurye işçisinin yaygınlaşan grev ve gösterileri üzerine, rejimin bu sektördeki algoritmik emek kontrol ve yönetimine karşı eleştirilerin (kısa bir dönem için) önünü açmasıydı. Önce devletin kontrolündeki Renwu dergisinde, “Kurye işçiler algoritmik sistemin tutsağı” başlıklı bir araştırma dosyası yayınlandı. Bu dosyadaki kurye işçiler ve algoritmalar üzerine araştırma yapan akademisyenlerle röportajlar ve yazılar online yayınlanınca 3 milyon kez okundu ve tartışıldı. Ardından Çin resmi TV kanalları, gazete ve dergilerinde, platform algoritmalarının devlet tarafından denetlenmesine ve platform işçilerinin korunmasına dair çok sayıda program, yazı ve yorum yayınlandı. Hayretler verici biçimde resmi yayınlara çıkan akademik uzmanlar, “Platform şirketlerinin algoritmik yönetimi kapitalizmdeki algoritmik yönetimlerden farksız”, “Platform şirketleri işçilerine makine gibi değil insan gibi davranmalı” tarzı yorumlar yapıyorlardı.

Sonra da Devlet Piyasa Reformu İdaresi ve Çin Siber Uzam İdaresi dahil tam 7 devlet kurumu bir araya gelip platform şirketlerinden “Teslimat işçilerinin hak ve çıkarlarını gözetmelerini” isteyen bir politika belgesi açıkladı.

İlk madde algoritmalara dönük olarak, platform şirketlerin teslimat atama ve performans değerlendirmelerinde “en katı algoritmayı” kullanmamalarını, bunun yerine teslimat zaman sınırlarını esneten “daha ılımlı bir algoritma” kullanmalarını istiyordu (!) Politika belgesi, teslimat sürücülerinin gelirlerinin asgari ücretin altına düşmemesini, ve sosyal ve iş kazası sigortasına katılımlarının teşvik edilmesini, istiyordu (!) Devlet kurumları bu düzenlemeleri platform devlerinden yalnızca istedi, zorunlu tutmadı. Ama rejim karşısında pabucun pahalı olduğunu bilen platform şirketlerinden Meituan ve Ele.me bazı kısmi düzenlemeler yaptı, JD.com ve araba çağırma devi Didi ise, işçilerin bağımsız grev ve örgütlenme eğilimine karşı tepeden kendilerine bağlı “işçi sendikaları” kurdu. 

“Bu saatlik ücretle çalışan işçilerini aşırı sömürmek ve kötü muamelede bulunmakla eleştiren devletin yetkili düzenleyicilerini yatıştırmak amacıyla yapılan tuhaf bir yönetim odaklı düzenlemeydi.” (20) 

Çin kapitalist devlet iktidarı, 2021-22 döneminde teknoloji tekellerini siyasal kontrolü altına aldıktan sonra, bir daha Yapay Zekalı algoritmik emek kontrol ve yönetimi sistemlerinin yaygınlaşması ve işçilerin bunlar altında ezilmesiyle ilgilenmedi! Çin’de de platform ve Yapay Zeka teknolojilerinin gidişatını sermayenin karlılık, verimlilik ve kontrol histerisi belirlemeye devam ediyor. Ama Çin bürokratik burjuvazisinin geçici bir dönem ve kendi çıkarları için azıcık ucunu açması bile, algoritmik yönetim ve Yapay Zekanın sermaye ile emek uzlaşmaz karşıtlığını nasıl keskinleştirdiğini, ve nasıl yeni bir sınıf mücadelesi konusu olduğunu yeterince gösterdi.

Aslında Çin’de de algoritmik yönetim ve Yapay Zeka konusunda işçi sınıfı talepleri bilinmiyor değil. İşyerlerinde ve işçilerden veri toplanmasının işçilerin iznine bağlı hale getirilmesi ve radikal biçimde kısıtlanması. Yapay Zeka ve verilere ilişkin organizasyon ve düzenlemelerde işçilerin ve haklarının korunması. İşyerlerine Yapay Zeka kurulumu ve uygulamalarında işçilerin söz ve karar sahibi olması. Bizzat Yapay Zekayı tasarlayan, üreten, kuran, besleyen, altyapısını, bakım ve onarımını gerçekleştiren işçilerin ve bizzat Yapay Zeka kontrolü altında çalıştırılan işçilerin, tüm üretim araçları gibi Yapay Zeka üzerinde de kontrol hakkı. 

Kaynaklar: 

1- JS Tan, Tech Workers and Rising Class Consioussness in China. China from Below: Critical Analysis and Class Activism (ed Ralf Ruckus, Jule Pfeffer and co), guangcho.org, Berlin, 2023

2- Fuat Yücel Filizler, Xi Jinping Döneminde Çin’de Sınıf Savaşımları veya Covid İsyanı. Devrimci Proletarya E-Kitap Dizisi, Kasım 2022

3- Vincent Li, The rise of ‘bai lan’: why China’s frustrated youth are ready to ‘let it rot’.The Guardian, 26 May 2022

4- Marx, Enternasyonal Derneğinin Örgütlenmesi. 1866. Çev: Ali Çakıroğlu, sendika.org, 22 Aralık 2025

5-  Marx, Geçici Genel Konsey Delegelerine Talimatlar. 1866. Marks-Engels: Seçme Yapıtlar, Cilt: II, Sol Yayınları, Temmuz 1977

6- Marx, Kapital Cilt 1. Sol yay

7- Coco Feng, Big Tech’s excessive 996 overwork culture in China is illegal without extra compensation. scmp.com/tech/, 27 Aug 2021

8- Jeff Pao, Asia Times. Dec 16, 2025

9- Fuat Yücel Filizler, Çin kapitalist değil mi? Michael Roberts ile bir tartışma. Teori ve Eylem dergisi, 12.30.2024

10- Arla Kipfer, China Employment Law 2025: 996 Is No Longer Okay. Harris Sliwoski, China Law Blog, Sept 12, 2025)

11- Lenin, Burjuva Demokrasisi ve Proletarya Diktatörlüğü. Sol yay, 1987

12- Hong Yu Liu, When nobody listens, go online: The “807” labor movement against workplace sexism in China’s tech industry. WILEY Feminist Frontiers, 26 April 2022

13- Xiaoying You, China tries to call time on its ‘996’ culture of long hours. Reuters, Sept 21, 2025

14- JS Tan, Who’s Winning in China’s Fight Against 996? https://www.youtube.com/watch?v=N_UTVa6w04M 

15- In China, whispers of change as some companies tell staff to work less. Straitstime.com, Apr 9, 2025

16- China’s youth are rebelling against long hours. The Economist, May 16, 2024

17- Fuat Yücel Filizler, Xi Jinping Döneminde… age.

18- Yujia He/Hong Shen, Beyond the Great Power Competition Narrative: Exploring Labor Politics and Resistance behind AI Innovation in ChinaPolitics and Resistance behind AI Innovation in China. International Commerce Faculty Publications, 7-1-2021

19- Nikki Sun, Workplace AI in China: The changing profile of work and labour. Research paper, Chathamhouse.org, 18 July 2024

20- JS Tan, Why China’s internet giants are putting an end to the 996 work schedule? Valueadded.tech, Jul 10, 2025

Bu Makaleyi Paylaşın