Teknoloji Devlerine Karşı Teknoloji İşçileri Hareketi

Fuat Yücel Filizler
734 Görüntüleme
39 Dk Okuma Süresi

Türkiye’de dijital teknolojiler ve yapay zeka konularına ilgi her kesimde gecikmeli de olsa, giderek artıyor. Sol çevrelerde de dijitalleşme ve yapay zekanın tarihi, bunların kapitalist kullanım biçimlerinin eleştirisi üzerine yazılar, dosyalar, seminer ve sempozyumlar, çeviriler üzerinden yeni bir eleştirel birikim oluşmaya başlıyor. Daha sınırlı da olsa, yeni teknolojilerin gelecekteki daha gelişkin bir sosyalist toplum ufkuna sunduğu olanaklar üzerine düşünce egzersizleri bile var. Bu alandaki çok ciddi bir boşluk ise, yeni teknolojiler dolayında dünya çapında gelişmekte olan sınıf mücadelelerinin Türkiye’de hemen hiç bilinmemesi. 

Oysa kapitalizm tarihi boyunca hiçbir yeni teknoloji dalgası sınıf mücadelesinden azade olmadı. Kapitalist sınıf her daim yeni teknolojileri işçi sınıfı üzerindeki sömürü ve kontrolü derinleştirme silahı olarak kullanmaya çalıştı, işçi sınıfı da her daim yeni teknolojilere karşı yeni mücadele yöntemleri geliştirdi ve teknolojilerin yeniden şekillenmesinde önemli bir rol oynadı. Yeni nesil otomasyon teknolojilerinin şekillenişi de 1950’ler-70’ler dönemin Sibernetiğinden günümüz dijital platformları ve yapay zekasına kadar sınıf mücadelesinin etkilerinden muaf değildir. Sermaye otomasyon teknolojileri ve yapay zekayı, hem emeksiz kendinden menkul çalışan hem de mevcut emeğin büyük bölümünü gereksizleştirecek teknolojiler gibi lanse etse de, yeni teknolojiler dev çaplı emek ordularına dayanıyor ve yığınsal yeni emek alanları ortaya çıkartıyor. Bu teknolojileri tasarlayan, üreten, kuran, eğiten, besleyen, uygulayan, kullanan, bakım ve onarımını yapan dev çaplı işçi ordularıysa, bu aynı işçi orduları kendilerine karşı kullanılan bu teknolojileri durdurma ve kontrol altına alma potansiyeline de sahip demektir. Nitekim bu teknolojilerin tekno-mali oligarşi tarafından emek ve doğa yıkıcısı ve Gazze’de olduğu gibi soykırımcı biçimlerde kullanılmasına karşı, gerek teknoloji işçileri gerekse bu teknolojilerin kontrolü altında çalışan işçiler arasında, bugün henüz tohum halinde olsa da, bu teknolojiler üzerinde bir işçi kontrolü istemi ve mücadelesi eğiliminin doğup gelişmeye başlamış olması, umut vericidir. 

Bu yüzden ben de Türkiye’deki Marksist eksenden yeni teknolojiler üzerine araştırma ve çalışmaları, elimden geldiğince, bu alandaki dünya çapında yeni gelişmekte olan sınıf örgütlenme ve mücadeleleri üzerine güncel araştırmalarla bütünlemeye çalışıyorum. 

Daha önce veri değer zincirleri bütünü ve her bir halkasındaki sınıf mücadelesi deneyimlerine ilişkin çalışmalarım yayınlandı. Veri ve donanım zincirlerindeki sınıf mücadelelerinin yanı sıra yeni üretim teknolojileri (ERP, MES, Tedarik Zinciri Entegrasyonu, Blok Zinciri, İnsansı Robotlar vd) bağlamındaki sınıf mücadelelerini de kapsayan bir kitap çalışmasının da son aşamalarındayım. Bu yazıda ise, ABD merkezli dünyanın en büyük teknoloji tekellerindeki teknoloji işçilerinin örgütlenme ve mücadele deneyimlerinden örnekler ile Asya’daki dijital emek platformlarında çok sayıda ülkeden birleşik uluslararası sınıf mücadelesi arayışlarına yer vermeye çalışacağım. 

Yeni teknolojiler deyince, ister istemez ABD ve ABD merkezli “yedi devler” (Amazon, Apple, Microsoft, Nvidia, Tesla, Alphabet, Meta) dünya çapında öne çıkıyor. Ancak, ABD emperyalist kapitalizmi ve 7 teknoloji devi, dijital platform teknolojileri ve yapay zekada dünyaya hükmeder görünmekle kalmıyor, aynı zamanda bu alandaki sınıf mücadelelerinin de yoğunlaşmasında pilot ve stratejik bir önem kazanıyor. Bu yüzden ABD ve 7 teknoloji devindeki teknoloji dolayındaki sınıf mücadelesi deneyimlerini yakından izlemekte yarar var. 

ABD ve Çin merkezli dijital platform ve yapay zeka tekellerinin tedarikçiliğini yapan Güneydoğu Asya ülkelerinde ise bölgesel bir platform işçileri konferansı oluşum yolunda. Singapur, Malezya, Filipinler, Endonezya, Tayland’tan öncü platform işçileri ve emek örgütleri temsilcilerinin toplantısıyla başlayan oluşum, mücadele deneyimlerinin daha gelişmiş olduğu Güney Kore ve Hindistan’dan temsilciler ve her düzeydeki teknoloji işçilerinin katılımıyla da bir yandan genişleme diğer yandan da bu tür organizasyonlarda var olan ILO ve STK’larla sınıfsal olarak ayrışma eğilimi gösteriyor. Bu yazıda teknoloji alanındaki sınıf mücadelelerinin en yoğun ve pilot alanı olan Amerika’daki mücadelelere bakacağız. Asya, Latin Amerika ve Afrika’da da  teknoloji sektöründe artan işçi hareketlenmelerini sonraki yazılarımızda ele alacağız. 

Dijital İşçileri Örgütlemek için Kampanya (CODE) 

Dijital İşçileri Örgütlemek için Kampanya, Amerika, Kanada ve Britanya’da, 2022 yılında, Amerika iletişim İşçileri Sendikası (CWA) ve Video Oyunu İşçileri Sendikası (GWU) arasındaki ittifak ve Hizmet İşçileri Sendikasından (SEIU) bazı örgütlenme uzmanlarının katılımıyla kuruldu. 

Dijital İşçileri Örgütlemek için Kampanya/İletişim İşçileri Sendikası (CODE/CWA), Alphabet (Google), Medium, Apple Retail, Glitch, Zenimax ve Bilizzard (Microsoft’un taşeron video oyun üreticileri), New York Times Tech Guild, Change.org, Wells Fargo (banka) gibi çok sayıda irili ufaklı teknoloji şirketi birimi ya da geleneksel şirketin teknoloji biriminde veya taşeronunda örgütlenme ve toplu sözleşme hakkı mücadelesi yürütüyor. (1)  Bu yeni örgütlenme girişimlerinin çoğu henüz 100-500 arası işçi gruplarını kapsamasına ve sendikal/TİS yetkisine sahip olmamasına karşın, yeni dijital teknoloji sektöründe örgütlediği toplam 3 bin civarında işçiyle, teknoloji işçileri arasında artan bir ilgi ve çekim uyandırıyor ve teknoloji patronlarını kaygılandırıyor. 

Kampanya faaliyetleri, irili ufaklı dijital teknoloji şirketlerinde işçi eğitimleri, işçi taban komitelerinin kurulması, örgütlenme ve grev faaliyetlerini, taşeronluk sistemine, güvencesizlik ve işten atmalara karşı mücadeleyi, dijital emek alanlarında sosyal hak ve güvencelerin geliştirilmesi için mücadeleyi, teknoloji işçilerinin örgütlenme mücadeleleri üzerinde polis ve devlet baskılarına karşı mücadeleyi, dijital teknoloji işçileri arasında dünya çapında enternasyonalist dayanışmayı kapsıyor. 

CWA, ABD’nin en büyük telekom şirketlerinden Verizon’da taşeronlaştırmanın yaygınlaştırılması ve çağrı merkezlerinin Filipinler ve Meksika’ya taşınması planlarına karşı 2011 ve 2016 yıllarında, sendikasız işçi kesimlerini de kapsayan, Amerika işçi tarihinin son dönemlerdeki en büyük ve en militan (grevci işçiler patronun grev kırıcı çeteleri ve polis ile bir dizi çatışma gerçekleştirdi) ve 40 bin işçinin haftalar süren grevlerini kazanımla sonuçlandırmıştı. CWA, 2024 yılında da AT&T’de 17 bin işçinin (teknisyen işçiler ve çağrı merkezi müşteri temsilcileri dahil) 3.5 haftalık grevini ve New York Times dijital gazetesinde (çoğu evden çalışan) 650 teknoloji bölümü işçisinin 8 günlük grevini kazanımla sonuçlandırdı. (2)  NYT yayın grubunun farklı gazete ve sitelerinden ve çoğu evden çalışan 650 işçiyi tabandan biraraya getiren ve grev örgütleyen NYT teknoloji işçileri platformu, ABD’de toplu sözleşme hakkını kazanan şimdiye kadarki en büyük teknoloji işçisi gruplarından biri olmakla kalmıyor, geleneksel bir gazetecilik meslek örgütünden multi-medya işçi sendikasına geçiş oluşturuyor. Aynı zamanda dijital teknoloji işçilerinin yaptıkları işler üzerinde söz hakkını da içererek, dijital gazeteciliğin geleceğini şekillendirmede önemli bir adım anlamına geliyor. 

CODE/CWA’nın çok sayıda yeni teknoloji işçisi işyeri sendikasının, henüz büyük çaplı yığınsallıkta bir teknoloji işçileri hareketi oluşturamasa da, büyük teknoloji tekellerinin yazılım/yapay zeka birimlerinden, banka çağrı merkezlerine, dijital emek platformlarından video oyun şirketlerine evden çalışanlardan taşeronlara kadar çok çeşitli yeni dijital iş ve işçi alanını bir araya getirmesi de dikkate değer. 

CWA (havayolları uçucu personelleri, kamu eğitim ve sağlık işçileri, elektrik ve makine işçileri gibi alt sendikaları dahil) yarım milyonun üzerinde aktif üyesi (ve 200 bin civarında emekli üyesi) ve Verizon ve AT&T gibi büyük telekom ve iletişim tekellerindeki mücadeleleri ile (ABD standartlarına göre) bir ölçüde mücadeleci bir sendika olmasına karşın, bu geleneksel sektörlerdeki örgütlenme ve mücadele tarzıyla yeni dijital teknolojiler ve yapay zeka alanlarındaki işçilerin ihtiyaçlarına yanıt veremezdi. “Kampanya tarzı” örgütlenme, bu yeni teknoloji alanlarında büyüyen örgütlenme ve mücadele ihtiyacına dönük arayışın bir biçimini oluşturuyor. CODE/CWA’nın özellikle dijital teknoloji sektöründe geleneksel meslek örgütlerinden kitlesel işçi sendikacılığına geçiş çabasını temsil etmesi, ve yeni dijital teknoloji sektöründe öncü ve arayış içindeki işçilere ulaşıp eğiterek yeni teknolojik emek alanlarının içinden örgütlenme yönelimi dikkate değer.

İklim Adaleti için Amazon İşçileri 

İklim Adaleti için Amazon İşçileri (AECJ) platformu, 2018 yılında, 8700 Amazon işçisinin imzasıyla Amazon’dan İklimsel Adalet uygulamaları isteyen bir yönetime ve kamuoyuna bir açık mektup-deklerasyonla oluştu. (3) Amazon işçi çevre istemleri deklerasyonunun geri çekilmesini dayatınca, Amazon işçileri 2019 yılında Amazon hissedarlar toplantısını bastı ve kendi çevre karar taslağının oylanmasını istedi. Amazon işçi taslağının oylanmasını reddedince, 1700 Amazon işçisi Küresel İklim Grevi sırasında iş durdurdu. Dünya çapında 1 milyondan fazla işçi çalıştıran Amazon için birkaç bin işçinin istemlerini deklare etmesi ve iş durdurması çok önemli görülmeyebilirdi, ama Amazon gibi bir teknoloji devinde binlerce teknoloji işçisinin kolektif eylemleri bir ilkti, ve Amazon üzerindeki iç ve dış basıncı artırarak, Jef Bezos’u bir iklim/çevre önlemleri programı açıklamak zorunda bıraktı. Amazon işçilerin basıncıyla yapmak zorunda kaldığı emisyonların açıklanması ve düşürülmesi, yenilenebilir enerjiye ve elektrikli otomobillere geçiş vb programına yine uymasa bile, bu Amazon teknoloji işçilerine kolektif hareketlerinin etkisini göstererek, mücadelelerini kurumlaştırma ve genişletme cesareti verdi. 

AECJ’nin faaliyet alanı Amazon’un ABD ve dünya çapındaki tüm tedarik zincirlerindeki işçiler (depo ve dağıtım merkezi işçileri, lojistik sürücü işçiler, kurye işçiler, vd) için çalışma koşullarının iyileştirilmesi, işçi haklarının uygulanması, emeğin değersizleştirilmesine son verilmesi, teknolojik-idari emek kontrol ve insan üstü performans sistemlerini kaldırılması talep ve mücadeleleriyle genişletildi. Bir teknoloji tekelinde, az çok yüksek ücret, vasıf ve statü sahibiymiş gibi pışpışlanan teknoloji işçilerinin, tedarik zincirlerindeki tüm işçilerle, taşeron, güvencesiz, geçici işçilerle dayanışma göstermesi ve yalnızca kendi dar çıkarları için değil bir bütün olarak sınıf çıkarı için mücadele etmesi çok önemli bir gelişmeydi. AECJ bununla da kalmayıp, Amazon’un kolayca kirletebilmek ve en ucuz işgücünü tüketebilmek için en yoksul bölgelere kurduğu büyük dağıtım merkezi/depolarına ilişkin, siyah, göçmen, yoksul emekçi topluluklarına ilişkin bir mücadele politikası da geliştirdi; Amazon depo, mağaza, kurye, veri merkezlerinin bulunduğu topluluklarda, emek ve çevre koşullarının iyileştirilmesini de mücadele talebi olarak belirledi. Amazon işletme ve faaliyetlerinin bulunduğu yoksul muhitlerde, ırk, cinsiyet, göçmen ayrımcılıklarının kaldırılmasını ve şirketin karlarının belli bir oranını kamusal eğitim, sağlık, çevreye ayrılmasını talep etti. AECJ, Amazon’un Kuzey Karolina’da 10 milyar dolarlık, Arizona Tucson’da 3.6 milyar dolarlık (zaten suyu ve enerjisi kıt olan bu çorak bölgeleri ezici, üstüne kanseri patlatıcı) yeni hiper veri merkezleri yatırımlarına karşı, bu bölgelerdeki siyah, göçmen, yoksul toplulukların mücadelesini destekledi. Amazon’un büyüyen mücadele ve eylemler karşısında Tucson yatırımından geri adım atmak zorunda kalmasıyla, bir ilk zafer elde edildi. 

AECJ, en son Kasım 2025’te, binden fazla Amazon teknoloji işçisinin imzasıyla, Amazon’un (ve diğer teknoloji tekellerinin) Yapay Zeka rekabet ve yıkıcı kullanım biçimlerine karşı açık ve sert bir uyarı mektup-deklarasyonu yayınladı. Mektup, Amazon gibi teknoloji devlerinin yapay zekaya hızlı geçiş ve yapay zekanın baskı, savaş, soykırım, eko-kırım ve emek-kırım tarzı kullanım biçimlerini sert biçimde eleştiriyor ve mahkum ediyor. Amazon ve bağlı tüm işletmeler bütününde bizzat yapay zeka çalışanlarından (yönetici olmayanlardan, yani işçilerden) oluşacak, yapay zeka politika ve uygulamaları üzerinde denetim kurulları oluşturulmasını istiyor. Kendilerini yapay zekanın geliştiricileri, makine eğiticileri ve kullanıcıları olarak tanıtan işçiler arasında çok sayıda yazılım geliştirme ve veri mühendisi, veri bilimci, sistem analisti, grafik tasarımcısı var. Mektuba Amazon işçileri dışında, dayanışma imzası atan 2400 işçi arasında da Microsoft, Google, Meta, Apple, Uber, Salesforce, Cisco, Space X, Boeing, Oracle, gibi diğer teknoloji tekellerinden işçiler ve üniversitelerden yapay zeka araştırmacıları var.

“Kirli enerjili yapay zekaya hayır.

“Yapay zeka iklim krizini çözecek” gibi belirsiz vaatlere artık yeter. Amazon, şunları içeren bir kamu planı uygulamalı: 1) tüm veri merkezlerini 7/24 yüzde 100 ek yerel yenilenebilir enerjiyle güçlendirmek, 2) petrol ve gaz şirketlerinin daha hızlı petrol çıkarması için özel yapay zeka çözümlerine son vermek ve 3) iklim taahhütlerini nasıl yerine getireceğine dair ayrıntılı, bilim destekli bir yol haritası yayınlamak.

Çalışanların sesinin olmadığı yapay zekaya hayır.

Şirket genelinde, yönetici olmayan kişilerden oluşacak, kuruluş düzeyindeki hedefler üzerinde önemli bir yetkiye sahip olacak, yapay zekanın bağlı organizasyonlarda nasıl kullanılacağı veya kullanılıp kullanılmayacağına, yapay zeka ile ilgili işten çıkarmaların ve personel dondurmaların nasıl yapılacağına veya yapılıp yapılmayacağına, yapay zeka kullanımının çevresel etki gibi yan etkilerinin nasıl azaltılacağı veya en aza indirileceği konularında yetki sahibi olacak etik yapay zeka çalışma gruplarının oluşturulmasını istiyoruz.

Şiddet, gözetim veya toplu sınırdışı etmeye dönük yapay zekaya hayır.

Amazon, fiziksel ürünlerden dijital altyapıya, filmlerden tıbbi hizmetlere kadar çok çeşitli ürün ve hizmetler satmaktadır. Gazze’deki sivilleri gözetlemeye yardımcı olması, insansız hava aracı savaşlarında uzmanlaşmış yapay zeka şirketleriyle işbirliği yapması veya toplu sınırdışı etme makinesini desteklemesi gerekmez.

Bu mektubu imzalayan Amazon çalışanları, sığınak inşa etmeye değil, daha iyi bir dünya inşa etmeye inanıyor. Yapay zekanın vaat ettiği kazanımların herkese daha fazla oyun oynama ve dinlenme özgürlüğü, aile ve arkadaşlarıyla vakit geçirme, doğanın büyüsüne kapılma, yaratma ve olduğumuz kişi olarak güvende hissetme fırsatı vermesini istiyoruz.” (4) 

AECJ’nin, tüm kesimlerden işçi talep ve mücadelelerini birleştirmesi, dahası işçi, ekoloji ve ezilen ırk, cins, göçmen topluluklarının mücadelelerini birleştirme çabası, çok önemli bir gelişmedir. 

AECJ’nin, bir diğer önemli adımı da, yapay zeka üzerine işçi kontrolü istemesi ve yeni teknolojilerin yıkıcı kar saldırganlığı için değil, (işçilerin çalışma koşullarının iyileştirilmesinin ötesinde) daha fazla serbest zaman, oyun ve yaratıcılık zaman ve mekanı, doğayla kaynaşma ve sağlık, esenlik ve güvence için kullanılmasını istemektir. 

Teknoloji işçilerin devrimci siyasal bir önderliğe sahip olmaması, yer yer eskinin kalıntısı ve Amerikan muhalefetinde etkisi güçlü liberal STK bir dil kullanmasına (örneğin “etik”, “karbon ayak izi” vb) yol açabiliyor. Bununla birlikte AECJ’nin Amazon yönetiminden ve üst-orta yöneticiliğe yükselen eski senior takım liderlerinden hiçbir şey beklenemeyeceğini kesinleştirmesi, işçi-çevre-topluluk taleplerinin ancak aşağıdan, tabandan bağımsız işçi inisiyatif, örgütlenme ve mücadelesiyle gerçekleşebileceğini netleştirmesi, önemli bir diğer adım. Diğer taraftan ileri sürdükleri mücadele taleplerinin ancak devrimle ve sosyalist bir üretim tarzında tam olarak gerçekleşebilir olması, teknoloji işçilerinin sınıfsal özdeneyim ve sezgileriyle, (bu tür bir gelişkin önderlikle buluştuklarında) potansiyel sosyalist bir eğilim içerebileceğini de gösteriyor.

Google’da Cinsel Tacize, Irkçılığa, Taşeronluğa karşı hareketler ve Sendikalaşma mücadeleleri

Google’ın Amerika, İngiltere ve Singapur’daki 40 ofisinden çoğunluğu kadın ve yazılım geliştirme mühendisi olan 20 binden fazla işçi 1 Kasım 2018’de şirketteki cinsel taciz skandallarına karşı iş durdurarak fiili kitle grevi ve şirket önünde büyük kitlesel protesto yürüyüşleri yaptı. (5) Google’da üst yöneticilerin sayısız cinsel taciz suçu, şirketin sözde “hakem” mekanizması tarafından örtbas ediliyor, tacizci yöneticiler ya terfi ettiriliyor ya da ödül olarak milyonlarca dolarlık tazminatla işten ayrılmaları sağlanıyordu. 1 Kasım 2018 eylemi yine böyle bir taciz skandalından sonra 7 kadın yazılım işçisi tarafından 3 günde örgütlenmişti. Eylemde “Tacizi rapor ettim adamı terfi ettirdiler”, “Kadın hakları işçi haklarıdır”, “Vaktiniz doldu teknoloji kralları” gibi dövizler taşındı ve şu talepler ileri sürüldü: Taciz olaylarında şirketin zorunlu (ve erkekleri kayıran) hakemlik mekanizmasına son verilmesi, bildirilen tüm cinsel taciz vakalarının resmi şirket raporu olarak yayınlanması, kadın ve siyah işçilere daha düşük ücret ve daha kısıtlı terfi uygulamalarına son verilmesi, cinsiyet ve ırk konularında doğrudan CEO ile irtibat halinde olacak bir Çoğulculuk Yetkili Masasının oluşturulması, kadın, siyah, göçmen işçi hakları dahil işçi istem ve hakları konusunda bir İşçi Temsilciliğinin oluşturulması. Google erkek ayrıcalıkçı zorunlu hakem mekanizmasının kaldırılmasını, her yıl şirket içi bildirilen cinsel tacizlerin resmi raporunun yayınlanması istemlerini kabullenmek ve kadın ve siyah işçilerin ücret ve terfilerini konusunu da bir nebze gözetmek zorunda kaldı. Diğer istemleri es geçse de, bu o ana kadar ki (ve halen) en büyük, en kolektif, en kitlesel, kısmi kazanımlarla sonuçlanan teknoloji işçisi iş durdurma ve gösteri eylemi olarak tarihe geçti. Google 2019’da bu eylemin örgütçülüğünü ve öncülüğünü yapan 7 kadın yazılım işçisinden 4’ünü ağır mobbing beraberinde işten atma saldırısında bulundu. Oturma grevi yapan iki öncü işçi şirketten zorla atıldı. (6) İşten atılan işçilerin iş mahkemesine açtığı davada, Silikon Vadisinde 10 binlerce teknoloji işçisinin basıncı ve dayanışması ile, Google işten attığı öncü teknoloji işçilerine ağır tazminat ödemeye mahkum oldu. Tanuja Gupta gibi kadın öncü işçiler bu mücadelede sembolleşti, teknoloji işçisi toplantılarında ve eylemlerinde yaptığı konuşmalar, röportajlar ve yazdığı yazı ve kitaplar ile öncü bir rol oynamaya devam etti.

5 Aralık 2018’de Google’da bu kez taşeron işçilerin Medium’da şirket yönetimine yönelik yayınladıkları bir açık uyarı mektubu yankı yarattı. Google’da çalışan 20 bin taşeron işçi, kadrolu işçilerle eşit işe eşit ücret, sağlık bakımı hakkı, aile sağlık izni, ücretli izin, haftalık ve yıllık tatil hakkı ve kadrolu Google işçilerinin şirket içi tartışma ve forum platformlarına erişim hakkı istiyordu. Hisseleri kısa bir süre içinde ikinci kez düşen ve bir kitlesel işçi grev ve eylemiyle daha karşı karşıya kalmayı göze alamayan dev şirket, taşeron işçi haklarında kısmi ve göstermelik bazı düzenlemeler yaptı.

2020’de Google bu kez önde gelen kadın Yapay Zeka araştırmacısı ve Yapay Zeka etiği uzmanlarından ve şirketin Yapay Zeka Etik Komisyonunda yer alan Timnit Gebru’nun, Google’ın Yapay Zeka’yı şekillendirme ve kullanma biçimine dair bazı kaygı ve eleştirilerini, bunlarda değişiklik yapılmasına dair uzman görüşü belirten bir iç yazı/raporu üzerine işten atılmasıyla çalkalandı. Gebru gibi saygın bir bilim insanı ve Yapay Zeka uzmanının, Microsoft ve Google gibi şirketlerin Yapay Zekalı kameralı yüz tanıma sistemlerinin siyahlara karşı derin önyargı ve ayrımcılık yapmasını eleştirmesi (ve tabii Gebru’nun kendisinin de siyah ve kadın olması) nedeniyle işten atılması, teknoloji işçileri çapında eskiden idealize edilen/büyük statü kapısı olarak görülen teknoloji tekellerine ve Yapay Zekanın kullanım biçimlerine karşı güvensizlik ve tepkiyi artırdı. Gebru’nun Google’ın Yapay Zeka kullanım biçiminin ejönik ve ırkçılığını eleştirdiği ve düzeltilmesini istediği için işten atılması öyle bir infial yarattı ki, 2700 Google teknoloji işçisi ve 4500 akademisyen ve araştırmacının ortak imzasıyla açık bir protesto deklarasyonu yayınlandı, 2021’de ünlü uluslararası bilim dergisi Nature Gebru’yu yılın on bilim insanından biri olarak seçti, 2022’de Times’ın yılın en etkili lider kişilikleri listesinde, 2023’te BBC’nin dünyanın yüz etkili kadını listesinde yer aldı. Google CEO’su (Gebru’yu tabii ki işe geri almasa da) kamuoyu önünde özürler dileyen ve Yapay Zeka etiğindeki uygulamalara dönük belli düzeltmeler yapma sözleri veren açıklamalar yapmak zorunda kaldı. Bu süreçte toplanan dayanışma fonları ile kendi bağımsız Yapay Zeka etiği araştırma enstitüsünü kuran Gebru ise, Yapay Zekanın büyük teknoloji şirket ve platformlarında siyahlara, göçmenlere, azınlıklara, kadınlara karşı önyargılı ve ayrımcı kullanım biçimlerine karşı araştırmalarda simgesel bir isim haline geldi, ve bu tür teknoloji çalışmaları ve mücadelelerinin gelişmesinde öncü bir rol oynadı.

Bu gelişmeler Google’de aşırı zorlu da olsa sendikalaşma girişimlerini artırdı. Teknoloji İşçileri Koalisyonu (TWC) ve Teknoloji İşçilerini Örgütleme Kampanyası/İletişim İşçileri Sendikası (CODE/CWU) destekleriyle, 2021’de ilk kez Google çekirdeğine (130 bin Google işçisi içinde şimdilik 400 civarında yazılımcıyla sınırlı olsa ve toplu sözleşme yetkisi olmasa da) sendika girdi. (7)  2022’de Google’ın taşeron veri merkezi şirketi Adecco’ya, 2023’te Google’a bağlı Youtube Music’in taşeron içerik moderatörlüğü şirketi Cognizant’a ve bir diğer Google taşeronu Accenture’a da sendika girdi. Bu işyerlerinde eşit ücret ve diğer işçi haklarının yanı sıra, ırk, cinsiyet, göçmen ayrımcılıklarına, mobbinge karşı kazanımlar elde edildi. Özellikle uzaktan çalışılan Accenture’da işçilerin yapay zeka ile uzaktan gözetlenmesinin ve gizli teknolojik performans sistemlerinin kaldırılmasının sağlanması da önemlidir. 

Apartheid’a Teknoloji Yok (Soykırıma Karşı İşçi İntifadası) 

Microsoft teknoloji işçileri de, dev teknoloji tekelinin kendi emeklerini kirli biçimlerde kullanılmasına karşı kamuoyuna açık deklarasyon-mektuplarla mücadele geleneğine sahip. 

2018’de 300’den fazla Microsoft çalışanı, Microsoft’un Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE-göçmen düşmanı ve ırkçı-faşist bir “sınır koruma” teşkilatı-bn) ile olan sözleşmesini iptal etmesi çağrısında bulundu ve bu durum Microsoft CEO’sunun kamuoyuna açıklama yapmak zorunda bıraktı. 2019’da 100’den fazla Microsoft çalışanı, ABD ordusu için HoloLens artırılmış gerçeklik teknolojisini geliştirme sözleşmesinin sona erdirilmesi çağrısında bulunan açık bir mektup imzaladı. 2020’de Filistinli aktivistler ve Microsoft çalışanları, şirketin Batı Şeria’daki Filistinlileri gizlice gözetleyen AnyVision ile bağlarını koparmasını talep etti ve bu da nihayetinde Microsoft’un gizli projeden kamuoyuna açıklama yaparak çekilmesine yol açtı.

Microsoft teknoloji işçileri, İsrail’in Filistin ve Ortadoğu’daki apartheid ve kirli savaş uygulamalarına, Gazze’deki soykırımına karşı, şirket yönetim ofislerini işgalini, şirket genel merkezleri önünde kitlesel eylemleri de, iş durdurmaları da içeren daha aktif bir hareket başlattı. 

“Apartheid’a Azure (Microsoft’un Bulut Bilişim Teknolojisi Şirketi) Yok” (No Azure for Apartheid) hareketi, (Soykırıma karşı işçi intifadası hareketi olarak bilinir) Microsoft gibi teknoloji tekellerinin İsrail’in apartheid ve soykırımına doğrudan ve dolaylı her türlü desteğini kesmesi ve özgür bir Filistin’in kurulması için, Microsoft işçilerinin başlattığı, bir dizi sendikanın yanı sıra sağlık ve eğitim işçilerinin, kültür işçilerinin, öğrencilerin de katıldığı bir hareket haline geldi. (8) “Apartheid’a Teknoloji Yok” ise, Google ve Amazon teknoloji işçilerinin bu teknoloji şirketlerinin İsrail hükümeti ve ordusu ile yaptığı 1 milyar dolarlık Nimbus projesi anlaşmasının feshi için yürütülen bir hareketti. (9) Meta (Facebook) işçileri ise “Meta Filistin’i Sansürlemeye Son Ver” kampanyası yürüttü. (10) Böylece dünyanın en büyük 3 teknoloji devinin işçileri, İsrail’e ve İsrail-ABD soykırım teknolojisi işbirliğine karşı direniş hareketinde ortaklaştı. 

Microsoft işçilerini 2 binden fazla imzayla 15 Mayıs 2024’te açık bir deklarasyon yayınladı: 

“Teknoloji çalışanları olarak, özellikle yapay zeka ve bulut teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte, çalışmalarımızın herhangi bir şirket ve kuruluş tarafından zarar verici biçimde kullanılabileceğinin ve insan haklarını ihlal etmesine olanak sağlayabileceğinin son derece farkındayız. Geliştirdiğimiz ürünler ve hizmetler, dünya çapında gözetleme, sansür ve yıkım amacıyla kullanılıyor ve dağıtılıyor. Emeğimizin, masum insanların zulüm görmesine yardımcı olacak tarzda kullanılmasına seyirci kalamayız.”

Deklarasyonda Microsoft’un İsrail devleti ve ordusu ile her türlü ilişki ve sözleşmesinin açıklanması ve kesilmesini, Microsoft’un teknoloji sözleşmeleri, hizmetleri ve yatırımları hakkında (işçilerin de olduğu) saydam ve bağımsız bir denetimin gerçekleştirilmesini; Microsoft’un İsrail’in kalıcı bir ateşkesi için çağrıda bulunmasını; şirket içi platformda İsrail karşıtı ve Filistin yanlısı konuşma, eylem ve bağış toplama girişimlerinin meşru kabul edilerek korunmasını; Filistinli, Arap, Müslüman ve göçmen çalışanların güvenliğinin sağlanmasını istiyordu. Çünkü teknoloji işçilerinin “Soykırıma karşı işçi intifadası” hareketine dönüşen çok sayıda deklarasyonları, eylemleri, Microsoft, Google, Amazon yönetim ofislerinde işçi gruplarının işgalleri bir yana, bu konuda emperyalizm-siyonizm karşıtı, Filistin’e özgürlük yanlısı sosyal medya paylaşımı yapmak, iş arkadaşlarıyla bu konuda sohbet etmek bile, işten atmalara, soruşturmalara, gözaltılara neden oluyordu. (11) 

İşgal ve barikat eylemleri nedeniyle birden fazla kez gözaltına alınan, tutuklanan ama başta Microsoft, Amazon, Google işçileri olmak üzere teknoloji işçilerinin kararlı duruşuyla bırakılan işçiler oldu. Eylem, protesto ve deklarasyonlara binlerce işçi katılmasına karşın, Microsoft kaynayan tabanı karşısında ancak birkaç işçiyi işten atabildi. Microsoft’un yanı sıra Google, Facebook, Apple, Amazon’dan teknoloji işçisi gruplarının ve sağlık, eğitim ve pek çok başka sektörden onbinlerce işçinin katıldığı, soykırıma karşı işçi hareketi, işçi işgal ve eylemleri, Trump yönetiminin iki yüzlüce de olsa İsrail’in saldırganlığını gemlemeye çalışmasının ve berbat da olsa bir “ateşkes/barış” anlaşmasına aracılık etmek zorunda kalmasının önemli dinamiklerinden biri oldu. Microsoft tabandan işçi tepkileri ve hareketinin giderek büyüme eğilimi karşısında, İsrail’e teknoloji tedarikinin en bilinen biçimlerini geçici olarak askıya aldığını açıklamak zorunda kaldı. 

Evet belki küçük kazanımlar, ama “soykırıma karşı işçi intifadası”nın, ABD’de büyük teknoloji  işçilerinin, Avrupa’da liman işçilerinin, İtalya’da genel grevlerin etkisi azımsanamaz. Dünya işçi sınıfının dünya siyaseti üzerindeki potansiyel gücünü de gösterir. Soykırıma karşı işçi intifadası, “en fazla deklarasyon yayınlar, grev yapamaz, sıkıya gelemez” denilen teknoloji işçilerinin grev, işgal ve eylemlerle neler yapabileceğini de gösterdi.

Devre Kesiciler

Devre kesiciler (circuit breakers), arıza akımlarını keserek güç sistemlerini korumak ve kontrol etmek için tasarlanmış, manuel veya otomatik olarak çalıştırılan bir elektrik anahtarıdır. Amerika’da teknoloji işçileri hareketi, özellikle her yıl Teknoloji İşçileri Koalisyonu (TWC) ve Teknolojide Kolektif Eylem (CaiT) platformları tarafından birlikte organize edilen teknoloji işçileri konferansı, kendini bu metaforla simgeleştiriyor. (12) 

Yılda bir kez New York’ta düzenlenen “Devre Kesiciler” konferansı, yazılım geliştirme mühendislerinden video oyun geliştiricilere, dijital teknolojili dağıtım merkezlerinden teknoloji mağazalarındaki satış işçilerine, Uber tarzı sürücülerden e-ticaret platformu kuryelerine, ofis işçilerinden dijital emek platformu işçilerine kadar, kadrolu taşeron, tam zamanlı kısmi zamanlı çalışan ayrımı da yapmadan teknoloji işçisi olarak kabul ediyor. Devre Kesiciler, teknoloji işçileri konferans organizasyonu ve hareketini 3 norm üzerinden betimliyorlar: İşçilerin taban inisiyatifinde olmalı, kolektif eylem dayalı ve cesur olmalı, ve sınırlar sektörler ve işbölümü rollerini aşan bir küresel kolektif güç inşası için, insanlığı sermayenin baskılarının üstüne çıkaran, kapsamlı, yoldaşça bir radikal dayanışma, sahiplenme ve aidiyet içinde olmalı.

Devre Kesiciler 2025 konferansında, Apartheid’a Teknoloji Yok, Dijital İşçiler Örgütlenme Kampanyası, İklim Adaleti için Amazon İşçileri, Amazon İşçi Sendikası, Times Teknoloji İşçileri Örgütü ve Afrika’dan İçerik Moderatörleri Sendikasından işçi temsilcileri ve sendikacılar da yer aldı. 2025 Konferansının başlıca gündemleri şunlardı: veri merkezlerine direniş stratejileri: teknoloji sektörünün içinden ve dışından ittifaklar kurmak; ICE (ırkçı-faşist sınır koruma teşkilatı), soykırım, apartheid ve benzeri kurum ve anlayışlara teknoloji yok hareketleri; teknoloji işçilerinin grev gücünü yaratmak (NYT Teknoloji İşçilerinin 2024 grev deneyimi ve bu deneyimler nasıl yaygınlaştırılabilir, uzaktan çalışanlar için grev organizasyonu vd.); iş güvencesi (işten atmalara karşı mücadele, Google ve AWU işçilerinin deneyimleri, uzun dönemli güvence için sendika kampanyaları, vd), Asya’dan teknoloji ve platform işçileri hareketi deneyimleri, yapay zeka ve işçi hareketi, 4 günlük iş haftası için mücadele, gözetlemeci devletlere karşı mücadele, işçi örgütlenmelerinde dijital güvenlik, büyük teknoloji tekellerinde daha büyük talepler için örgütlenme; CODE/CWA’nın sendikal örgütlenme deneyimlerinden öğrenme; uluslararası örgütlenme; teknoloji işçilerinin işleri ve çalışma koşulları, toplulukları ve iklim için birleşik mücadelesi; çipler öldürseydi: Filistin’den Kongo’ya kadar yarı-iletken endüstrisinin sömürüsü ve vahşeti; sendikalarda militan taban örgütlülüğü gibi başlıklar da oturumlarda öne çıkıyordu.

Teknoloji Sektöründe Kolektif Eylem

Teknoloji Sektöründe Kolektif Eylem platformu, en tanınmışları Ben Tarnoff ve Clarissa Redwiner olan, tamamı teknoloji işçisi, teknoloji sektöründe işçi-sendika örgütlenmecisi ve mücadele deneyimlerine sahip ve aynı zamanda teknoloji alanındaki örgütlenme ve mücadelelere dair araştırmacı ve yazar olan 8 kişi tarafından kuruldu ve organize ediliyor. Kendini şöyle tanımlıyor:   

“Teknoloji Sektöründe Kolektif Eylem, bu kolektif eylemleri belgelemek amacıyla bir proje olarak başladı ve işçilerin hikayelerini anlatmaları, kaynakları paylaşmaları ve teknoloji işçileri hareketini birlikte teorize etmeleri için bir platforma dönüştü. Deneyler ve açık uçlu diyalog yoluyla, teknoloji işçileri hareketinin geçmişini yansıtmak ve geleceğini icat etmek için bir alan yaratmak istiyoruz.” (13) 

Teknoloji Sektöründe Kolektif Eylem, yazarlarının Wired ve MIT Technology Review gibi önde gelen teknoloji yayınlarında, bazı akademik yayınlarda ve Guardian, Times gibi popüler gazete ve dergilerde teknoloji işçileri hareketinin sorun ve gelişmeleri üzerine yazıları, İlerici Enternasyonal’e davet edilmeleri ve yer almaları, Labor Notes gibi işçi örgütleriyle etkileşimleri (birlikte teknoloji işçisi konferansı düzenlediler) ve Devre Kesiciler konferansları organizasyonları nedeniyle, Amerika’da teknoloji işçileri hareketinde görece öne çıkan platformlardan biri.

Teknoloji İşçileri Koalisyonu

ABD, İngiltere, Almanya, İtalya’da yoğunlaşan ve bir dizi başka ülkeye doğru yayılmaya başlayan Teknoloji İşçileri Koalisyonu (Tech Workers Coalition-TWC), teknoloji işçileri hareketinin gelişiminde önemli bir işlev görüyor. (https://techworkerscoalition.org/) TWC, kendini bir sendika olarak değil, geleneksel sendikaların teknoloji işçilerine ilgisizliği ya da teknoloji işçilerini örgütlemedeki beceriksizliğinin boşluğu dolduran, teknoloji işçilerinin mücadeleci sendikalarla bağını kuran veya kendi taban sendikalarını kurmasına ön ayak olan, tabandan örgütlenme ve mücadele inisiyatiflerini destekleyen bir “tamamlayıcı” örgütlenme ve mücadele platformu olarak tanımlıyor (Ancak İngiltere ve Hindistan’da olduğu gibi TWC şubeleri, kendi taban insiyatifleriyle teknoloji ya da platform işçileri sendikalarına dönüşebiliyor.)

TWC, teknoloji işçilerine online, yerel ve uluslararası örgütlenme ve mücadele eğitimleri veriyor, teknoloji işçilerini bir araya getirip toplantı, konferanslar düzenliyor, gönüllü örgütlenme ve mücadele aktivistleri yetiştiriyor, teknoloji işçilerinin sendikal örgütlenmesi ve siyasallaşmasına dair kampanya ve politikalar üretmeye çalışıyor. (14) TWC’nin ağırlık merkezini ayrıcalık ve güvencelerini kaybeden orta kademe teknoloji işçileri oluştursa da, dijital emek platformu ve gig işçileri dahil dijital teknolojilerle çalışan/çalıştırılan tüm işçileri teknoloji işçileri kapsamında görmesi ve farklı işçi katman ve parçaları arasında dayanışma ağları geliştirmeye çalışması önemli. (15) 

Teknoloji İşçileri Hareketi bir dönemeç noktasında

Amerika’da teknoloji işçilerinin mücadelesi, 2017-2023 döneminde ilk kez bir teknoloji işçileri hareketinin boyut, hedef ve karakteristiklerini göstermeye başladı. Amerika ve giderek dünya çapında, uluslararası işçi hareketinin en genç bileşenlerinden birine dönüştü. Teknoloji işçilerinin en büyük teknoloji tekellerinde yoğunlaşmış ve sayıları binleri bulan öncü kesimlerinin, ırk, cinsiyet, ekoloji mücadelelerini sınıf mücadelesi temel ve ekseninde bütünleştirmesi, teknoloji işçilerinin, yeni mücadele yöntem, araç ve biçimlerini de içeren mücadeleler içinde sınıfsal oluşumuna ve nisbi bir sınıf bilinci geliştirmeye başlamasına katkıda bulundu. Teknoloji sektörünün yığınsallaşan yeni emek alanlarına ilk kez resmen ya da fiilen sendikal örgütlenme inisiyatifleri girmeye başlamakla kalmadı, geleneksel-kurumsal sendikacılığı, taban örgütlenmeleri, fiili eylemli toplu talepler, açık mektup-deklarasyonlar, kampanya/hareket, platform ve kongre/konferans tarzı örgütlenmeler, cinsiyet, ırk, göçmen, taşeron mücadeleleri ve destekleriyle de birleşerek, görece daha zengin ve daha dinamik bir karakter kazandı.

Teknoloji işçilerinin yıkıcı işleşme ve teknoloji sektöründe yaygınlaştıran taşeronlaştırma ve tedarik kaydırma süreçleri, teknoloji tekellerinin devleştikçe emeğe, ezilenlere, ekolojiye karşı skandallarının ifşa olmaya başlaması, Trump’ın ilk başkanlık döneminin teknoloji işçilerinde uyandırdığı kaygı ve tepkiler, George Floyd isyanı, Amerikan işçi sınıfının uzun süreli bir dibe vuruş döneminin ardından yeniden nisbi bir canlanma eğilimi göstermeye başlaması, yanı sıra pandemi sürecinin de sermayenin teknoloji emeğine olan talebini çok artırarak teknoloji işçilerinin pazarlık gücünü geçici olarak artırması, bundaki etkenler arasındaydı. Ancak pandeminin teknoloji işçisi talebini şişirmesi ve Biden yönetiminden beklentiler, teknoloji işçileri hareketindeki bir gevşemeye yol açtı ve ardından büyüyecek tekno-mali oligarşik sermayenin saldırganlığına zemin sundu. 

Sınıf oluşum ve mücadele süreçleri düz bir çizgi değildir. İşçi hareketlerinin her atılım ve gelişim süreci, çok geçmeden sermayenin karşı-devrimci saldırganlığını da doğurur ve ancak bununla daha sert çatışmaları göze alarak ilerleyişini sürdürebilir. ABD merkezli teknoloji devleri de pandemiden sonra düşen gelirlerini artan karlılıkla telafi edebilmek, Çin’le kızışan rekabet, muazzam artan yapay zeka altyapı ve rekabet harcamaları, fakat en çok da yükselen teknoloji işçileri hareketini kontrol altına almak ve sindirmek hedefiyle, 2023’te teknoloji sektöründe kitlesel işçi kıyımları dalgasını başlattılar ve yapay zekayı da teknoloji işçilerine karşı bir güvencesizleştirme/köleleştirme kırbacı/tehdidi olarak kullanmaya başladılar. İkinci Trump yönetimiyle de teknoloji tekelleri, artık göstermelik liberal/demokratik vitrinlerini de indirerek, emeğe, ezilen cins ırk ulus ve göçmenlere, doğaya karşı çok daha pervasız ve çok daha açık faşizan bir despotik saldırganlığa başladılar. Eskiden emek ve kadın düşmanlığında suçüstü yakalanıp büyük infiallere yol açtıklarında CEO’lar kamuoyu önünde özürler diler, “hatalarını düzeltecek önlemleri alma” sözleri verirlerdi. Ama artık bırakalım Musk gibi büyük patronları veya CEO’ları, teknoloji şirketlerinin en alt düzey yöneticileri bile işçiler üzerinde terör estiyor, en basit işçi dilek ve taleplerine bile kapı duvar olup düşmanlık güdüyor. 3 yıldır devam eden işten atma dalgaları ve yapay zekanın standart kod yazımından giderek test alanına da (kendi kod yazım hatalarını düzeltmesi) genişlemesi, teknoloji işçileri üzerindeki sermaye baskı ve kontrolünü artırıyor.

Tüm bunlar Amerika’da teknoloji işçilerinin mücadele eğilimini durdurmadı. Ama sendikal örgütlenme dinamiğini (NYT Teknoloji İşçileri gibi birkaç parlak istisna dışında) büyük ölçüde duraksattı. Son birkaç yıldır teknoloji işçileri hareketinde şu eğilimleri görmek mümkün: 

1 – Geleneksel meslek örgütleri de geleneksel sendikal örgütlerde teknoloji işçilerinin daha gelişkin, daha dinamik, daha çeşitli, daha yaratıcı olması gereken örgütlenme ve mücadele ihtiyaçlarına yeterli yanıt veremiyor. Hem veri bilimcileri, veri ve yazılım mühendisleri, analistleri, hem güvencesiz ve taşeron işçi kesimlerini, yanı sıra ırk, cinsiyet, ekoloji konularını emekle daha gelişkin bir toplumsallaşmış sınıf temel ve ekseninde kaynaştıracak, dahası “ekmek ve tereyağı” (bu İngilizce emek terminolojisinde ekonomik geçim koşulları ile sınırlı sendikal politika anlamına gelir) ile sınırlanmayıp, daha geniş serbest zamanı, oyunu, kendini çok yönlü geliştirme ve gerçekleştirmeyi, kadın, siyah, göçmen işçilerin gerçek hak eşitliğini, işleri ve teknoloji üzerinde (yapay zeka dahil) işçi kontrolünü, faşizan Trump yönetiminden Filistin’deki soykırıma, tekno-mali sermaye oligarşisi ve diktatörlüğüne kadar daha geniş ve gelişmiş mücadele repartuarını ve buna uygun taban inisiyatifine dayalı örgütlenme biçimlerini gerektiriyor. 

2 – Bunu geleneksel sendikalarda (bir ölçüde mücadeleci olanlar ve kampanya tarzı örgütlenmeler dahil) bulamayan teknoloji işçileri, 2017-2020 dönemindeki şirket yönetimlerine açık mektup-deklarasyonlar, platform tarzı örgütlenmelere geri dönüyor. Soykırım ve eko-kırım gibi konularda daha militan yönetim ofisi işgali ile iş durdurma ve şirket önünde kitlesel gösteriler gibi eylemleri birleştirmeye çalışıyor. 

3 – Teknoloji işçilerinin mücadelesinde yapay zeka yeni ve zorlu bir cephe olarak ortaya çıkıyor. Yapay zeka, Amerika’da son birkaç yıldaki kitlesel sınıf mücadelelerinde (liman işçileri, hemşireler, Amazon işçileri, Microsoft işçileri) giderek ağırlık merkezine yerleşmeye başlıyor. 

4- Pandemi sonrasında Amerika’da olduğu gibi dünya çapında (Asya, Afrika, Latin Amerika), teknoloji işçiliği kapsamında olmalarına karşın son derece güvencesizleştirilen, taşeronlaştırılan ve gigleştirilen teknoloji tedarik işçileri (dijital emek platformu veri işçileri, e-ticaret platformu kurye işçiler, içerik moderatörlüğü işçileri, veri merkezi işçileri, çağrı merkezi işçileri vd) öne çıkıyor ve bölgesel (Güneydoğu Asya, Afrika, Latin Amerika) uluslararası işçi temsilcileri toplantıları örgütleniyor.

Kaynak ve Bağlantılar

1- The Campaign to Organize Digital Employees (CODE-CWA)
2- NY Times Tech Guild
3- Amazon Employees for Climate Justice (AECJ)
4- Binden fazla Amazon teknoloji işçisinden Amazon CEO’suna sert uyarı mektubu: Yapay zeka üzerinde işçi kontrolü istemi, Fuat Yücel Filizler (7 Aralık 2025)
5- The Google walkout is a watershed moment in 21st century labour activism (The Conversation, 7 Kasım 2018)
6- The Google walkout is a watershed moment in 21st century labour activism (The Guardian, 7 Haziran 2019)
7- Alphabet Workers Union
8- No Azure For Apartheid
9- No Tech For Apartheid
10- Meta Stop Censoring Palestine (MSCP)
11- Tech workers face retaliation for Palestine solidarity
12- Circuit Breakers
13- Collective Action in Tech
14- Tech Workers Coalition
15- Fuat Yücel Filizler, Yapay zeka ve sınıf mücadelesi (II): Grev ve direnişler dünya çapında yayılırken.

Bu Makaleyi Paylaşın