Hindistan’da işçilere (Yapay Zekalı otomasyon için) kafa kamerası takılmasına karşı direniş

12 Dk Okuma Süresi

Türkiye sosyal medyasında 2026 Nisan-Mayıs ayları boyunca, kafalarına yapay zekalı otomasyon süreçleri için ayrıntılı görsel işitsel veri toplayan özel kameralar takılmış Hintli konfeksiyon dikim işçilerinin fotoğraf ve videoları dolaştı. Bu fotoğraf ve videolar dünya çapında sosyal medyalarda viral olmuş, Yapay Zeka ve Robotiğin işçilere karşı kullanılmasının ve dijital Taylorizmin yeni biçimlerine dair tartışmaları, ve öfkeli sorgulamaları alevlendirmiş, bir çok araştırma ve analiz haber-yazısına da konu olmuştu.

2026 Eylül ayında ise Smart Solar direnişi sürerken, aynı sektördeki Kalyon PV’de işçilere takip çipi takıldığı haberleri sosyal medyaya düştü ve yine tepkilere neden oldu. Kalyon PV işçilerine takılan çiplere öfke bize, Hindistan’da işçilere takılan kafa kameralarına karşı sınıf mücadelesi deneyimini anımsattı. Hindistan işçilerinin mücadele deneyimini, Türkiye’de de artabilecek bu tür pervasız uygulamalara karşı işçi sınıfının enternasyonal kolektif bellek ve deneyimine kaydetmek istedik. 

Hindistan’da işçilere takılan kafa kameraları görüntüleri, mücadeleci sendikaların, işçi hakları platformlarının, siyasal muhaliflerin infialine yol açmış, Hindistan’da bu uygulamaların tam da aynı dönemde (fotoğraf ve videodaki kafa kamerası takılmış Pearl Global tekstil-konfeksiyon fabrikası işçilerin de aralarında olduğu) ücret ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi talebiyle yapılan fiili grev dalgalarıyla çakışması, tepkileri büsbütün kızıştırmış ve sertleştirmişti. Öyle ki Hindistan’ın düzen sendikaları bile taban baskısı ile, bu tür uygulamaların yapıldığı işyerlerinde grevle yanıtlanabileneceği türünden açıklamalar yaptı. Business and Human Rights Resource Center (İşletme ve İnsan Hakları Kaynakları Merkezi) gibi uluslararası STK’lar (sivil toplum kurumları) da sözkonusu Hint fabrikalarında incelemeler yapmak durumunda kaldı. Ancak asıl tepki ve direniş, hem toplu hem de bireysel biçimlerde, asıl bu uygulamayla “kendi kendinin celladı” olmaya zorlanan işçi tabanından yükseldi.

Uygulamayı yürüten ABD Silikon Vadisi bağlantılı ve destekli Egolab.AI ve Human Archives gibi yapay zekalı insansı robot makine eğitiminde kullanılacak egocentric (birinci şahıs) veri toplama için kurulmuş şirket girişimleriydi. Yapay Zekalı robotik eğitimi için veri toplayan kameraların işçileri dışarıdan takip etmesi veya simülasyon programları, yeterince verimli olmuyor, gerçek veri yetersizliğine ve çok fazla hata ve soruna yol açıyordu. Teknoloji şirketleri ve risk sermayedarları bu yüzden “birinci şahıs kafa kameraları” deneyini yürütecek start-up şirketlerini fonladılar. Tabii ki bu uygulama Amerikalı ve Avrupalı işçilere yaptırılamayacağından, Modi sopası altında sefalet ücretine çalışan Hintli işçiler üzerinde denenecekti. Kaldı ki bu verilerin işe yarar olabilmesi için, birkaç yüz değil, muazzam miktarda, onbinlerce belki yüz binlerce işçiden veri toplanıp analiz edilmesi gerekiyordu. Veriler Hintli işçilerden toplanıp ABD’de analiz edilip yapay zeka ve robotik eğitimi için işleniyordu. Uygulamanın yapıldığı Hintli fabrika patronlarına, işçi başına saatlik veri için 500 rupi civarında ödeniyor, işçiler ise en iyi durumda bunun yarısını (2 dolar civarı) alabiliyor, çoğu durumda ise hiçbir şey alamıyordu. Tekstil, konfeksiyon, metal, kaynak, mutfak ve yemekhane işçileri üzerinden başlayıp yaygınlaştırılması planlanan uygulamalarda, işçilere “bu uygulama ile işin kalitesinin artacağı, bu videoları gören müşterilerin siparişlerinin artacağı, bunun ücretleri de yükselteceği”, ya da “verimlilik” gibi özrü kabahatından büyük gerekçeler söyleniyor, ancak işçiler asıl işten atılma korkusuyla buna katlanmak zorunda kalıyordu. Hintli işçilerden çok ucuza toplanan veriler, ABD Silikon Vadisi merkezli risk sermayesi fonları ve dev teknoloji şirketleri (Nvidia, OpenAI, Tesla vd) tarafından milyarlarca dolarlık sermayeye dönüştürülüyordu. 

Sosyal medyadaki tartışma ve eleştirileri de gören işçiler, bu uygulamaya karşı çeşitli direniş yöntemleri geliştirmekte gecikmediler. Kafa kameralarının hafıza kartını çıkartıp akıllı cep telefonlarına takınca, kameraların 3 dakikalık klipler halinde her türlü hareket, ses, mimik ve hatta soluk alıp verişlerine kadar kaydettiğini görüp dehşete düştüler. Önce tuvalete gitme bahanesiyle çıkartıp tekrar takmama, ya da ısı ve titreşim başağrısı yapıyor diye çıkarma, veya kameranın ellerini göremeyeceği bir açıyla oturma, ya da aleti sürekli açıp kapayarak verilerini işlevsizleştirme gibi bireysel direniş biçimleri, giderek, toplu fiili grev dalgalarından da alınan cesaretle, topluca kameraları çıkarma ve kamera dayatmasına karşı toplu iş yavaşlatma ve iş durdurma eylemlerine dönüştü. Toplumsal tepki ve infial, işçilerin bireysel ve toplu direnişleri ve reddiyeleri ile başa çıkamayan Hintli patronlar, başta sosyal medyada viral olan görüntülerin çekildiği Pearl Apperal ve Pearl Global gibi büyük tekstil-konfeksiyon fabrikaları dahil olmak üzere, sessiz sedasız bu uygulamalara son vermek zorunda kaldılar. 

Burada tanık olduğumuz uygulama, dijital Taylorizmin ve artı-değer sömürüsünün en uç biçimlerinden biridir. Kafa kameraları, zaten çok düşük ücretlere vahşice sömürülen işçileri, çok daha yoğun çalışmaya, emek üretkenliğini sonuna kadar artırmaya zorlayarak, sömürüyü derinleştirmekle kalmaz. İşçinin emek sürecinde gömülü bilgisi, becerisi ve deneyimini de veri-analitiği üzerinden yapay zekaya geçirir. İşçinin gaspedilen iş bilgisi, becerisi, deneyimi ve mikro-kararlarına çok düşük bir bahşiş parasına (ki o da kısa ve geçici bir süre ödenir) ya da tamamen karşılıksız olarak sermaye tarafından el konulur. Böylece işçinin bedeni veri madenine dönüştürülür ve işin bir kısmı ya da tamamı otomatize edilebilir hale gelirken, işçinin emekgücü büsbütün değersizleştirilmiş olur. Bu açıdan bu gibi uygulamalar, artı-değer sömürüsünün ve işçiyi yıkıcı biçimde değersizleştirmenin ve göreli artı-nüfus kitleleri içine itmenin en uç biçimlerinden biridir.

Bu uygulama, pervasızlığı ve Hindistan’da kendiliğinden bir fiili grev dalgasına denk gelmesiyle, geri püskürtülebilmiştir. Ancak “kafa kamerası” gibi görünüm açısından da tepki çekici uygulamalar Hindistan veya diğer bağımlı kapitalist ülkelerde sürdürülsün veya sürdürülmesin, işçilerin bedenlerine veya iş giysilerine takılan çipler/radyon frekans tanımlama (RFID) etiketleri, işçilerin ellerinde taşıdıkları tabletler gibi çok çeşitli benzer uygulamalar dünya çapında yaygınlaştırılmaktadır. Bu uygulamalar, işçi bedenlerinin veri madeni olarak kullanılmasına karşı kolektif mücadelenin sınıf mücadelesinin yeni ve kritik bir cephesi haline geldiğini de açıkça göstermektedir.

Ancak bu tür uygulamaların artan kısmı artık mücadele konusu haline gelmeye başlamaktadır. Örneğin ABD’de Amazon deposunda örgütlenmeyi başaran Amazon Labor Union (Amazon İşçi Sendikası), Amazon’un dev depolarında işçilerin el ve beden hareketlerini dijital ve radyo-frekans verileriyle takip eden el tarayıcıları ve Yapay Zeka kameralarına karşı güçlü bir işçi kampanyası yürütmektedir. Sendika, işçilere karşı kullanılan teknolojiler üzerinde “İşçi Yönetişimi” (kontrol ve analiz teknolojilerinin sınırlarının tabandan işçiler tarafından belirlenmesi, teknoloji üzerinde işçilerin söz ve kontrol hakkı) istemektedir. 

Fransa ve Avrupa’daki 11 büyük işçi sendikası, Fransa’daki Amazon depolarındaki, el tarayıcısı, sürekli aktivite yazılımları ve video kameralarıyla yapılan “aşırı kontrol”ü, ortak bir protesto kampanyası eşliğinde veri koruma kurumlarına şikayet etti. Fransa Veri Koruma yasa ve otoritesi (CNIL), Amazon’un 32 milyon Euro ceza kesti. Sendikalar Fransa’ya odaklanarak yarattıkları bu “yasal” emsali, diğer ülkelere yaymaya çalışmaktadır. AB ve üye ülkelerindeki veri koruma yasa, kurum ve düzenlemeleri, işçiler için bireysel ve biçimsel bir koruma sağlayabiliyor. AB bu yöntemle, bir yandan Avrupalı işçilerin Yapay Zekaya karşı yeni bir eylem dalgasına yönelmesinin önünü kesmeye, diğer yandan da teknolojik olarak rekabet edemez hale geldiği ABD teknoloji tekellerini bu gibi yasal tedbirlerle sınırlandırmaya çalışıyor. 

Almanya’da Ver.di sendikası ise, işyerlerinde dijital/yapay zekalı işçi performans sistemleri araç ve uygulamaları için sendika inceleme ve onayını şart koşmakta, sendika onaysız dijital performans araçlarını mahkemeye başvurarak, o da olmazsa grevle durdurmaya çalışmaktadır.

Hukuki mücadele yöntemleri genellikle oyalayıcı ve aktif mücadeleden alıkoyucu,Türkiye’de ise büsbütün işlevsizdir. Örneğin işyeri sahiplerinin işyerlerinde kullandıkları veri toplama sistemlerini VERBİS’e (Veri Sorumluları Bilgi Sicil Sistemi) bildirme yasal yükümlülükleri vardır. Patronun işyerinde kullandığı bir veri-performans sistemi kamuya açık VERBİS sisteminde bulunmuyorsa, KVKK’ya (Kişisel Verileri Koruma Kanunu) aykırılıktan dava açılabilir. Veya Türkiye’de genellikle olduğu gibi patronlar İSG gibi gerekçelerle bu dijital/yapay zeka sistemlerini dayatırlar. Bu kamuflaj gerekçesine karşın işyerindeki sistemlerin asıl amacının işçi kontrolü, performans zorlaması vd olduğu gösterilebilirse, dava açılabilir. İşyerindeki veya işçi giysilerine takılan çipler/aygıtlar, işçi sağlığına zararlıysa, örneğin radyasyon yayıyorsa ya da ağrı, deri tahrişi yapıyorsa, psikolojik sorunlara yol açıyorsa, iş kazası riskini artırıyorsa, dava açılabilir. Ancak bu davaları kazanma olasılığı olsa bile, işçilerin bireysel ya da küçük gruplar halinde açacakları davalar, işten atılmaya yol açabileceğinden, işçilerin bu gibi hukuki hakları kağıt üstünde, genellikle kullanılamaz olarak kalır. Kaldı ki bu davaların uzun sürelere yayılması, kazanıldığı durumda bile alınabilecek tazminatları veya şirkete verilecek güdük para cezalarını büsbütün eritir. Dahası çoğu işçinin bu gibi hukuki kurum ve haklardan bilgisi yoktur. Bu gibi hukuki olanaklar, ancak işyerinde bir sendika varsa ve işçi haklarını savunuyorsa, ya da işçilere teknoloji destek platformları varsa ve işçiler bu platformlarla bağlantı kurabilirlerse, kullanılabilir. Ancak her durum ve koşulda, işçilerin bu tür davaları da  kolektif taban örgütlenmesi ve mücadelesi eşliğinde, asıl aktif mücadelenin bir uzantısı olarak yürütebilmeleri gerekir.

ABD, Hindistan gibi ülkelerde çok sayıda örneği olan işçilere Teknoloji Destek Platformları, Türkiye’de henüz pek yok. İşçilerin yalnızca sermayenin teknolojik saldırı araç ve sistemlerine karşı hukuki destek almakla kalmayacakları, işyerlerindeki bu gibi sistemlerin ne tür verileri nasıl topladığını ve kullandığı konusunda bilgi edinebilecekleri, ve buna karşı nasıl mücadele edebilecekleri konusunda yol yöntem ve deneyim edinebilecekleri bu tür işçi-destek platformlarına Türkiye’de kuvvetle ihtiyaç var.

Bu tür algoritmik-analitik emek-kontrol ve performans sistemlerine karşı sabotaj, veri çarpıtma, kör noktaları kullanma gibi yöntemler de kolektif mücadeleye geçişin bir adımı olarak değerlendirilebilir. Algoritmik/Yapay Zekalı performans sistemlerinin kurulması ve işletilmesi engellenemiyorsa, iş yavaşlatma ve çalışma temposunu birbirine göre ayarlama da bir yöntem olabilir. Bu durumda paramatreleri en hızlı çalışana göre oluşturan veya geri besleme döngüleri işçiler arası çıktı farkına göre belirlenen algoritmik performans sistemleri, işlevsizleştirilmiş olur.

Ancak en etkili mücadele yöntemi her daim kolektif fiili kitle grev ve direnişleridir. Bu tür direnişlerle, işyerine bu tür algoritmik/yapay zeka sistemlerinin girmesi işçi onayına ya da bir işçi kurulunun denetimine bağlanabilir.

Anumeha Yedav, AI Needs Human Hands. Indian Workers Resist. The India Forum, July 23, 2026. Anumeha Yedav, Indian Workers Are Resisting Efforts to Train Their AI Robot Replacements. July 18, 2026.

Sanjay Kumar, Indian workers training their own replacements. Arabnews.com, April 28, 2026. Anuj Behal, ‘Who is going to pay us when we’re replaced by robots?’ The Indian factory workers told to film themselves for AI. The Guardian, 24 June 2026.

Mike Pearl, Silicon Valley VCs Invest in Head-Mounted Cameras on Workers in India For Training AI.gizmodo.com, May 26, 2026

good electronics, Indian Factory Workers Raise Concerns Over AI Data Collection and Automation. Goodelectronics.org, June 30, 2026)

Sam Gruet, Amazon fined for ‘excessive’ surveillance of workers. Bbc.com, 23 Jan 2024

Connor Spence, ALU kampanya yöneticisi, Fighting Amazon’s Surveillance. The Labor Force, Feb 24, 2026

BİSAM, Dijital Dönüşüm İşçileri Nasıl Etkiliyor. Birleşik Metal İş Araştırma Merkezi, Temmuz 2026

Bjorn Larsson Rosvall, Microchip implants are threatening workers’ rights.The Conversation, Nov 22, 2022

ETİKETLENDİ:
Bu Makaleyi Paylaşın