Tekno-politika

“Dezenformasyon Yasa Tasarısı”na Neden Karşı Çıkıyoruz?

1 Ekim’de TBMM yeni yasama yılına başlayacak. Kamuoyunda dezenformasyon yasası olarak bilinen “Basın Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” TBMM tatile girmeden önce ilgili komisyonda kabul edilmişti ama Genel Kurul’da onaylanmamıştı. Bu tasarının yeni yasama döneminde yasalaştırılmaya çalışılacağına dair hükümet tarafından açıklamalar olmuştu.

Bilgisayar Mühendisleri Odası (BMO) bu yasa tasarısına başından beri karşı çıkıyor. Bileşenleri arasında yer aldığı “İnternet Yaşamdır” topluluğu bir basın açıklamasıyla tasarının geri çekilmesini istemişti. TMMOB düzeyinde de yasaya karşı mücadele sürüyor.

BMO ve EMO’nun dışında doğal olarak en çok sesi çıkan meslek gruplardan biri gazeteciler ve yayıncılardır. Gazetecilik meslek örgütleri yasa tasarısına karşı ortak açıklama yaptılar. Protesto gösterileri düzenlediler. Özellikle 29.maddeye vurgu yapıyorlar. Bu maddeye göre “sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını elverişli şekilde alenen yayma” suç olarak düzenlenmek istenmektedir. Bu “suç”u işleyenler bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacaktır. Bu madde iktidarın hoşuna gitmeyen, uygulamalarına muhalefet eden her kesim için bir tehdittir. Ama en çok gazeteciler ve yayıncıları etkileyecektir. Çünkü gazetecilerin esas işi olayları, gerçekleri yazılı, görsel ve internet ortamlarında “alenen” yaymaktır.

Maddeye karşı çıkan kesimlerin başında gelen bir diğer meslek grubu hukukçulardır. Yargıtay 8’inci Dairesi Üyesi İhsan Baştürk, komisyon görüşmelerinde yasanın uygulamada önemli sorunlar yaratacağını söyledi. Baştürk, “belirlilik ilkesi”ne, onun ifadesiyle “yani hangi fiilin suç olarak tanımlandığının açık ve net şekilde, hiçbir tereddüde imkân bırakmayacak şekilde belirlenmesi” gerektiğine işaret etti. Haklı olarak “Bir içeriğin sadece beğenilmesi, sadece “retweet” yapılması, sadece paylaşılması yayma mıdır? Bunun sınırları nedir? İştirak hükümleri çerçevesinde nasıl değerlendirilecektir? Hangi fiiller suç oluşturup hangileri oluşturmayacak?” diye sordu. Çok sayıda avukat, iktidarların, haksız uygulamalara itiraz edecek meslek sahiplerine karşı önemli bir olanağa sahip olacağını vurguladılar. Tasarının, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi dahil çok sayıda uluslararası sözleşmeye aykırı sonuçlar doğurabilecek bir içeriğe sahip olduğunu açıkladılar.

BMO, elbette gazetecilerin, yayıncıların ve hukukçuların itirazlarına katılıyor ve destekliyor. Diğer yandan kendi meslek alanlarından kaynaklı olarak güçlü itirazları var. Teknolojileri üreten, yaygınlaştıran ve onları kullanan meslek grubu olarak mühendisler, TMMOB ve odaları aracılığıyla toplumu bilgilendirmeye, riskler ve tehlikeli kararlara, uygulamalara yönelik farkındalığı artırmaya çalışırlar, engellemek için mücadele ederler. Örneğin elektrikte özelleştirmeye karşı çıkmak, nükleer santrallerin yapılmaması için mücadele etmek bu yöndeki ilk akla gelecek örneklerdir. İnternet, hava gibi, su gibi insanlık için vazgeçilemez bir ihtiyaç haline geldi. Su kaynaklarının her geçen gün azalması ve kirlenmesi canlılık için önemli bir tehlikedir bugün. Ormanların hızla yok oluyor olması, karbon yakıt kullanımının artmaya devam etmesi havayı kirletiyor, insanlığın sağlığını ve geleceğini tehdit ediyor. Benzer biçimde İnternet her geç gün özgürlüğünü kaybediyor. Az sayıda şirket bilgi otoyolunun neredeyse %20’sini kullanıyor. Kararları ve uygulamaları, demokratik araç ve yöntemleri kullanarak değil, büyük ölçüde keyfi olarak hayata geçiriyorlar. Kamu gücünü elinde tutanlar piyasacı ve gittikçe otoriterleşen yasaları hayata geçiriyorlar. İnterneti bir gözetim ve denetim aracı olarak daha çok kullanıyorlar. Böylece kirlenen denizin kötü kokular yayması gibi İnternet dezenformasyon saçıyor ve bu dezenformasyon toplumun büyük bir çoğunluğu için önemli bir sorun haline geliyor. Biliyoruz ki, vapurdan poşet, su şişesi atanlar denizlerdeki kirlenmenin asıl kaynağı değildir. Otomobil ile yolculuk edenler nefes aldığımız havanın kirlenmesinin asıl kaynağı değildir. Asıl kaynak piyasacı ve demokratik olmayan bir şekilde yasaların yapılması ve uygulanmasıdır. Dezenformasyonun kaynağı tek tek bireyler değildir. Troller ordusu kuran iktidarlardır. İnternet’in bir pazaryerine dönüştürülmesidir. Daha fazla satış yapabilmek, alıcılara ulaşabilmek için süren kıyasıya itiş kalkış ve bilgi bombardımanıdır.

BMO bu nedenle İnternet’in geleceğinin biçimlendirilmesinde taraftır. Ücretsiz erişilebilir ve düşüncelerin özgürce ifade edildiği bir ortam haline getirilmesi için mücadele etmeye devam edecektir.