Üniversite eğitiminin taşıdığı değerin giderek daha fazla sorgulandığı bu dönemde, ailelerin desteği ile birlikte büyük bir çaba ortaya koyarak üniversiteye adım atan gençleri tebrik ediyorum. Birkaç yıl önce çağın mesleği olarak görülen, bugünlerde yapay zekâyla birlikte akıllarda soru işaretleri oluşturan mesleğimize hoş geldiniz. Bu yazıda, bilgisayar mühendisliği eğitimine yeni başlayanlara yapay zekâ çağında mühendis olmanın ne anlama geldiği üzerine bazı fikirler sunmaya çalışacağım.
Bugünkü durumu daha iyi anlayabilmek için, mesleğin son yıllarda nasıl bir dönüşüm geçirdiğine bakmakta fayda var. Pandemi öncesinde teknolojideki gelişmeler belirli bir hız kazanmıştı. Dünyada yaşanan pandemi sürecinde evde zaman geçiren insanların teknolojiyle olan ilişkileri ciddi derecede arttı. Kullanıcıların telefon, bilgisayar gibi teknolojik ürünlerle daha çok zaman geçirmesiyle birlikte birçok teknoloji şirketinde yatırımların, istihdamın ve Ar-Ge faaliyetlerinin hızlandığı bir dönem yaşandı. Bu dönemde uzaktan çalışma yaygınlaşmasıyla birlikte meslektaşlarımız yurt içindeki ve yurt dışındaki birçok firma ve projede çalışma fırsatı buldular. Bir anlamda yazılım dünyasında sınırların kalktığını söyleyebiliriz.
Pandemi döneminde hızlanan bu dönüşüm, sonraki yıllarda yapay zekâ çalışmalarının da hızla arttığı ve yaygınlaştığı bir süreci beraberinde getirdi. Sesli asistanların yetenekleri gelişti; büyük dil modelleri ve üretken yapay zekâ hayatımıza girdi. Görsel, ses ve video gibi farklı veri türlerini işleyebilen sistemlerle devam eden süreç, bugün giderek daha özerk görevler gerçekleştirebilen ajan tabanlı yapay zekâ (agentic AI) sistemlerine doğru evriliyor. İlk başlarda telefonlardaki sesli asistanlarla sohbet etmek eğlenceli, arama motorları kullanmadan yapay zekâ asistanlarıyla sorularımıza cevap aramak kolay geliyordu. Bugün ise tartışma, yapay zekânın yazılımcıların, hatta insanların işlerini ellerinden alıp almayacağı noktasına kadar geldi.
Meslekte ve sektörde bu dönüşüm yaşanırken, üniversiteler ve eğitim sistemi ise bambaşka sorunlarla karşı karşıyaydı. Üniversitelerde öğrencilerin ve akademisyenlerin karşı karşıya kaldığı sorunların yanı sıra, üniversitelerin özgür düşüncenin ve bilimin merkezleri olma niteliği de giderek zayıflatıldı. Bunun sonucunda eğitim kalitesine ilişkin sorunlar daha görünür hâle geldi. Üstelik bu süreç, kötüleşen ekonomik koşullarda öğrencilerin ve araştırma görevlilerinin barınma, beslenme gibi temel ihtiyaçlarını karşılamasının bile zorlaştığı bir döneme denk geldi.
Umudu büyütmek istiyorsak öncelikle içinde bulunduğumuz koşulların farkında olmamız gerektiğini düşünüyorum. Bu nedenle öncelikle günün gerçeklerinden bahsetmek istedim. Gecenin en karanlık anının, şafak sökmeden hemen önce olduğunu düşünenlerdenim. Üniversiteye adım atan gençler, gelin bu şafağı nasıl görebiliriz bunu konuşalım.
Bu sıralar en büyük korkulardan biri: Yapay zekâ kod bile yazıyor, mesleğimizi elimizden alacak galiba. Her ne kadar insanların birbirini korkutmaya daha yatkın olduğunu düşünsem de, size ilk söylemek istediğim: Korkmayın. Korkmamak için ilk yapmanız gereken şey mesleğinizi kod yazmaya indirgememeniz. Bir mühendis, yazılım geliştirirken gerektiğinde kod yazabilir ama bundan fazlasıdır. Meslekle ilgili bilimsel ve teknik yaklaşımı sağlam bir şekilde inşa etmelisiniz. Bir yazılıma neden ihtiyaç vardır? Kullanılan teknolojilerin avantajları ve dezavantajları nelerdir? Bilgi güvenliği nasıl sağlanır? Performans nasıl olmalıdır? Ortaya konulacak yazılım için gerek duyulan kaynaklar nedir, nasıl optimize edilmelidir? Bu sorular ve daha fazlası bize gösteriyor ki, mesleğimiz satır üretmekten çok daha fazlasını ifade ediyor. Yapay zekânın kod yazabilmesi, bilgisayar mühendisliğinin sonu değil; bilgisayar mühendisliğinin ne anlama geldiğini yeniden düşünmemiz için bir fırsat olarak değerlendirilebilir. Sizler de üniversitelerinizde eğitim alırken, mühendislik yaklaşımınızı geliştirmeye odaklanmalısınız.
Yıllar içerisinde teknolojik gelişimin hızı giderek arttı. Yeni gelen her teknoloji, bir önceki teknolojilerin dünyasına alışmış insanlar için şaşırtıcı, hatta bazen korkutucu oldu. Yapay zekâ bugünün koşullarında büyük bir adım gibi görünüyor, buna itiraz etmeye gerek yok. Bir şeyler ciddi şekilde değişiyor. Önemli olan bu değişimi nasıl karşıladığımız. Mesela yapay zekâdan yararlanmak ile yapay zekâya işi devretmek aynı şey değildir. Bir kod parçasını yapay zekâya yazdırabilirsiniz; fakat o kodun neden çalıştığını, hangi varsayımlara dayandığını, güvenli olup olmadığını, hangi koşullarda hata verebileceğini ve sisteminizin ihtiyaçlarını gerçekten karşılayıp karşılamadığını değerlendirebilmelisiniz. Unutulmamalıdır ki yapay zekâ size daha hızlı kod yazdırabilir; ancak doğru problemi tanımlamak, uygun çözümü tasarlamak, sonuçları doğrulamak ve ortaya çıkan sistemin sorumluluğunu üstlenmek hâlâ mühendisin görevidir. Bir mühendis olarak bu değişimi bilimsel ve teknik bir yaklaşımla karşılarsanız, değişimin bir parçası olabilir, hatta ona yön verebilirsiniz. Ancak yapay zekâ bile kod yazıyor noktasındaysanız bakış açınızı değiştirmenizi tavsiye ederim.
Teknik tavsiyelerin yanında değinmemiz gereken bir nokta daha var. Mühendislik tek başına teknikten ibaret gibi görünse de öyle değildir. Büyük Larousse’da mühendislik: “Bilimsel çalışmaların, araştırmaların sonuçlarını toplumun somut gereksinimlerini karşılamak üzere teknolojiye ve uygulamalara geçiren sistematik çalışmalar bütünü.” olarak ifade edilmektedir. Yapay zekâ, teknoloji ve algoritmaların insan hayatını doğrudan etkilediği bu çağda mesleki sorumluluklar ve etik kaygılarımızla mesleğimizi gerçekleştirmemiz gerçekten önemli. Mühendisler olarak insana, topluma, dünyaya karşı sorumluluklarımız olduğunu unutmamalıyız.
Üniversiteye başlarken mesleğimiz ve sorumluluklarımız ile ilgili farkındalığımızı koruyarak attığımız temellerin üzerine çıktığımız her kat sarsılmaz olacaktır. Bu yolculukta bazı şeyleri yanlış veya eksik yapabiliriz, bazı yanlışları düzeltemeyebiliriz, sorunlarla karşılaşabiliriz, bazen ileride olabilir bazen de geride kalabiliriz. Öncelikle kendimize inanmalıyız. Ardından aynı sıraları paylaştığımız, farklı üniversitelerde eğitim alan meslektaşlarımıza ve hayatın içinde karşılaştığımız diğer insanlara güvenmeliyiz. Bu inanç ve güvenle korkulardan uzaklaşıp, umutlarımızı büyütebiliriz. Meslektaşlarınız olarak, Bilgisayar Mühendisleri olarak size güveniyoruz. Sizleri desteklemek ve yolculuğunuzda yanınızda olmak için bizler buradayız. Eğer gecenin en karanlık anındaysak, bu şafağı getirecek olan siz gençler ve bizleriz. Şafağı getirecek olan sizlere, gelecekteki meslektaşlarımıza hoş geldiniz diyorum.
