BMO/TMMOB

Toplumcu Mühendislik, BMO ve Güncel Görevler

BM Dergi’nin bir önceki sayısında yer alan “Örgütlenme ve Meslek Örgütü” başlıklı yazıda; örgütlenme, meslek örgütü ve mühendislerin örgütlenmesi konularını ele almıştık. Bu sayıda konuya toplumcu mühendislik geleneği ve günümüze bakarak devam edeceğiz.

TMMOB ve Toplumcu Mühendislik

Türk Mühendis ve Mimar Odalar Birliği, 1954 yılında kurulduğunda, Türkiye’nin sanayi odaklı kalkınma politikasının bir sonucu olarak, mühendisler önemli bir toplumsal konuma sahiptir. 1980 sonrasında hızla özelleştirilecek olan pek çok kamu işletmesinde, bu işletmelerin yönetiminde ve üst düzey bürokraside yoğunlukla görev alan mühendislerin örgütü olan TMMOB, dönemin koşullarına ve üye profile uygun olarak kalkınmacı politikalarını, lobi faaliyetleri ve uzlaşma arayışları ile yürütmüştür.

1970’lere gelindiğinde bir yandan 68’in rüzgarları tüm Dünyada ve Türkiye’de etkiliyken, yöneticiler ve sayısı hızla artan mühendisler arasındaki uzlaşma zemini gün geçtikçe yok olmaktadır. 1973 yılında, 1980 darbesine kadar TMMOB’nin başkanlığını yapacak olan Teoman ÖZTÜRK ve arkadaşları, sadece TMMOB yönetimini değiştirmekle kalmaz, mühendis ve mimarlara yeni bir ufuk açarlar. Bugün “toplumcu mühendislik/mimarlık” diye tanımlanan anlayış, yine o zamanın mücadeleci mühendis ve mimarlarının iki ifadesiyle özetlenebilir; “mühendislerin ve mimarların sorunları halkın sorunlarından bağımsız değildir” ve “bilimi ve tekniği emekçi halkın hizmetine sunmak”.

Dönemin yoğun mücadele ve örgütlenme sürecinin bir mirası olan “toplumcu mühendislik” anlayışı, darbelere ve TMMOB’ye darbe indirmek isteyen iktidarlara rağmen kendini var etmeyi bilmiş; 2013 Mayıs’ında, Gezi Direnişi’yle buluşarak mühendis ve mimarların mücadelesinin önemini ve haklılığını bir kez daha ortaya koymuştur.

Bilgisayar Mühendisleri Odası

Bilgisayar Mühendisleri Odası işte bu tarihsel birikime dayanarak, yıllar boyunca Elektrik Mühendisleri Odası içerisinde mayalanmış ve 2012’de yeni bir örgütlenme, mücadele merhalesi olarak kurulmuştur. Bilgisayar mühendisleri özelinde baktığımızda, ilk mezunlarını 80’lerde veren genç, kapsamı ve alanı gereği diğerlerinden ayrışan bir mühendislik disiplini olarak; TMMOB bünyesinde süregiden mesleki ve toplumsal örgütlenmeyle bağ kurması çok da kolay olmamıştır. Bunun için öncelikle 80 darbesinin karanlığını üstünden atması, 90’ların direngenliğini soluması, 2001 ve 2008 ekonomik krizlerini derinden hissetmesi gerekmiştir. Bilgi teknolojilerinin ekonomik ve toplumsal etkisinin artmasına paralel olarak; iş gücü ihtiyacını ucuz yollu çözmek üzere yürütülen eğitim ve istihdam politikaları, bilgisayar mühendisleri için yeni bir dönemin tetikleyicisi olmuştur.

Meslek Odalarının Görevleri

Bu tarihsel arka planı göz önünde bulundururak, meslek odalarının görevlerine ve bugünkü durumuna bakalım. Meslek odalarının asli görevi, Anayasa’da da tanımlandığı üzere, meslektaşlarının hak ve çıkarlarını korumak, mesleğin kamu ve ülke yararına gelişimini sağlamaktadır. Bu kapsamda odaların en önemli faaliyetlerinden birisi meslek alanının düzenlenmesi ve mesleki denetim olmuştur. 1950’lerde kamusal bir anlayışın bir parçası olarak, bu görev kamu Kurumu niteliğinde meslek odalarına verilmiştir. 1980 sonrasında Türkiye’nin serbest piyasaya açılması ve özellikle son on yılda, mühendislik ve meslek hizmetlerinin de piyasalaştırılması ile, bilim ve mühendislik ilkeleri bir kenara itilmiştir. Bugün iktidar eliyle, TMMOB’ye yönelik operasyonların başat gerekçelerinden biri de bu çatışma ve TMMOB’nin tavizsiz tutumudur.

Yine meslek alanının düzenlenmesinin bir başka uygulaması, odalar bünyesinde verilen meslek içi eğitimler olmuştur. Eğitimlerin belgelendirmesi ve mesleki uygulamaların bu belgeler üzerinden şekillendirilmesi, mühendisler arasında yetkin mühendislik tartışmalarına neden olmuştur.

Odalar tarafından mesleki ve bilimsel bilgi paylaşımının hedeflendiği panel, forum, kongre, sempozyum vb. etkinliklerle, meslek alanına dair önemli bir bilgi birikimi oluşturulmuş, süreli ve süresiz yayınlarla kalıcı hale getirilmiştir. Bu ve benzeri etkinlikler ve yayınlarla, mühendisin toplumsal sorumluluğunun bir parçası olarak toplumun mesleki konularla ilgili bilgilendirilmesi de amaçlanmıştır.

Meslek Odaları: Nereye?

Bu değerlendirmeler ışığında, günümüzün koşullarında mühendisliği ve meslek odalarını tekrar ele almak kaçınılmazdır. Bu konuda TMMOB’nin düzenlediği kurultaylar [1] önemli bir kaynak olsa da, bu arayışı ve tartışmayı – Devlet Denetleme Kurulu ve TMMOB’yi bitirmeyi hedefleyen liberal örgütlerin raporlarına pabuç bırakmadan- sürekli kılmak, tartışma sonuçlarının uygulanma imkanlarını yaratmak önemlidir. Profil araştırmalarıyla ortaya konan mühendislerin toplumsal ve sınıfsal konumunu, mühendislik eğitiminin ve mühendisliğin değişen niteliğini göz önünde bulundurarak yeni mücadele biçimleri ve başlıkları geliştirmek, örgütlenme stratejileri oluşturmak elbetteki örgütsel süreçlerden ve deneyimlerden üretilecektir. Bu noktada, böyle bir yeniden örgütlenme sürecinin önünü açacak bazı öneriler tartışmaya açılabilir;

– Üye tabanını karar alma süreçlerinin bir parçası haline getirmek üzere, Oda çalışmalarının odağı üyelerin geri dönüşleriyle beslenmeli ve yönlendirilmelidir.
– Odaların üyeyle ve halkla iletişimini güçlendirmek adına başta İnternet olmak üzere çeşitli teknoloji ve imkanların kullanımı geliştirilmelidir.
– Oda içi iş süreçleri yeniden değerlendirelerek yalınlaştırılmalı, yine bilgi teknolojilerini kullanarak üye hizmetlerini ve Oda idari faaliyetleri hızlandırılmalıdır. Bu sayede, daha çok meslek ve meslektaş sorunları ve çözümleri üzerine enerji harcama imkanı yaratılmış olacaktır.
– Odalar arası bilgi paylaşımı, ortak çalışma ve mücadeleyi geliştirecek koşulllar oluşturulmalıdır.
– Meslek alanıyla ilgili bilimsel ve hukuki gelişmelerin takibini yapılarak, üyeler bilgilendirilmeli; gelişmelerin olası etkilerini birlikte değerlendirilerek, oda politikaları güncellenmelidir.
– Mühendisliğin diğer alanlarla karşılıklı etkileşimini ele almak üzere farklı disiplinlerle (iktisat, işletme, sosyoloji, çalışma ekonomisi vb.) ortak çalışmalar özendirilmeli ve sürekli hale getirilmelidir.

Elbette bu liste daha da uzatılabilir, aslolan mücadele sürecine paralel olarak “yeniden örgütlenme” tartışmasını güncel tutmaktır. Çünkü bugün TMMOB kadrolarının önemli bir görevi de Teoman Öztürk’lerin “toplumcu mühendislik” mücadelesiyle, Gezi Direnişi’ni buluşturmak; yarının aydın mühendislerinin geçmişten gelen mücadele deneyimleriyle güçlü bir örgütlülük oluşturmalarını sağlamaktır.

[1] Mühendislik Mimarlık Kurultayı, Ücretli ve İşsiz MMŞP Kurultayı, Kadın MMŞP Kurultayı vb.